27 Mayıs 2017 Cumartesi
Derdim MİHALIÇÇIK ve ben derdimi seviyorum…

Derdim MİHALIÇÇIK ve ben derdimi seviyorum…

Hüseyin GÜVEN
Hüseyin GÜVEN


Dervişin Tespihi: Hava sıcak... Ufuklar sarı... Ve zaman yuvarlanamayan koca bir kaya gibi!..
İki ayak şu yöne ve iki ayaksa bu yöne doğru toprakta izler bırakırken, karşılaşırlar...
Tespihi elinde, dudakları kıpırdayan derviş; başını kaldırıp, güneş tarafından gelen karaltıya bakar, kısılmış gözleriyle...
***
Yazması başında savrulan, alnında ter damlacıkları parlayan bir genç kızdır gelen, al al olmuş yanaklarıyla... Ucundan tuttuğu eteğinin içi doludur ve tepe bayır aşarak hızlı hızlı yol almaya çalışmaktadır...
Derviş, meraklanır onu görünce...
-“Nereye gidiyorsun böyle” diye sorar kıza... “Ve ne taşıyorsun kucağında?”
Durur kızcağız. Şöyle bir soluk alır... Taaa uzaklara bakar sonra. Bir noktaya takılır gözü. Elini uzatarak;
-“İşte orada” der... “Oradaki tarlada sevdiğim çalışıyor. Ona elma götürüyorum...”
Derviş bir uzağa bakar, bir iyice doldurulmuş eteğe...
-“Kaç tane bu elmalar” diye sorar...
***
Bir yandan dudağını büküp omzunu kaldırır genç kız; “nerden bileyim” anlamında... Diğer yandan da heyecan kanatları tekrar açılır sırtında. Yürümeye başlarken büyük büyük gülümser...
Fakat bu defa o merak etmiştir; hayret ve şaşkınlık arası, sorar dervişe:
-“İnsan” der... “İnsan hiç, sevdiğine götürdüğü şeyi sayar mı?..”
Derviş kala kalır orada, öylece...
Topuklarından kumlar savrularak ufka doğru gittikçe ufalan genç kızın ardından bakakalır...
Yere çöker sonra...
Bir büyük taş alıp vurur üstüne;
Tespihini kırar…       
***
GİREMEZSİNİZ: Tabloyu inceleyen bir sanat eleştirmeni ressama sordu: Güzel bir tablo doğrusu, ama anlamını bir türlü kavrayamadım dedi. “Adamın vurduğu kapı hiç açılmayacak mı? ona kapı kolu çizmeyi unutmuşsunuzda...” Ressam gülümsedi. “Adam sıradan bir kapıya vurmuyor ki...
dedi ve tablosunun anlamını açıkladı. “Bu kapı, insanın kalbini simgeliyor. Ancak içeriden açılabildiği için dışarıda kol olması gerekmiyor... O kapı size içeriden açılmamışsa GİREMEZSİNİZ...!!!!
***
Mihalıççık Belediye Meclis toplantısına katıldım, Başkanın mücadelesine ve hizmet çığlığına şahit oldum. Meclis üyelerinden Ramazan Ergün market açma ruhsatına yapılan 100 tl zammı ve ettiği şikayetleri. Diğer üye Hamdi Kızılkaya’nın ise Belediyenin neden Mobilya Mağazasından alışveriş yapılmadığını ayrıca meclis oturum paralarının hala yatırılmadığının peşinde… peki biz ne diyelim ne düşünelim. Kasap et, koyun can çekişiyor…
***
Laf beyliktir ama tekrarında sakınca yok. “Derdim MİHALIÇÇIK ve ben derdimi seviyorum…” haftanın en az iki gün bir gecesi Mihalıççık’tayım. İçinde bulunduğumuz yüzyıl iletişimin çok önemli olduğu, birbirimizi anlamak ve saygı duymak durumunda olduğumuz bir yüzyıldır. (Türk toplumu olarak bir olmaya ihtiyacımız var) Yanlış yada eksik anlaşılmak, karşılıklı onarılması gereken tahribatlar açmaktadır.
***
90 lı yılların ikinci yarısında başladığım (Okul Gazeteciliği ile) Gazeteci-Yazarlık hayatıma halen düzenli, farklı yazılar yazmak ve haber yapıp araştırma yazıları yapmak koşulu ile aynı heyecanla ve objektif olarak devam etmekteyiminşallah etmeye devam edeceğim.
***
Nihai olarak hepimiz beşeriz. Yanlışlarımız elbet varolacak. İçinde bulunduğumuz ortamda doğrudan yada dolaylı olarak tanıyor, pek çoğununda beni tanıdığını düşünüyorum.
Elbette birçoğumuzun siyasi bir düşüncesi, ideolojisi var. Ülkemizi bölme emelinde olmayan her türlü düşünce ve ideolojiye saygı duyma zorunluluğumuz da..!
***
Amaçlarımdan bir tanesi de; Doğduğum büyüdüğüm ve mensubu olmaktan gurur duyduğum ilçem Mihalıççık’a bu platformda hizmet etmektir. Güzel olan tüm haberi, olayı, etkinliği, hizmeti destekleyip, aksi durumlarda karşısında durdum ve durmaya devam edeceğim. (örneklerle ecrübeyle sabit)

Ves’selam.

Slm&Syg. Hüseyin Güven

 



YORUM YAZ
Bu habere yorumlar
Yazarın Diğer YAZILARI
eskişehir güvenlik kamerası