21 Ağustos 2017 Pazartesi
ETO: E(tine) T(üyüne) O(rtak mı)

ETO: E(tine) T(üyüne) O(rtak mı)

Özgür TIKIZ
Özgür TIKIZ

ETO: E(tine) T(üyüne) O(rtak mı)

Dikkat çekici bir başlık atma çabasıyla aklıma ilk gelen açılımı yaptım “ETO” için.. Gerçekten halk arasında bir tanımlama vardır. Etinden, sütünden, yününden yararlanmak diye.. Evet bizim etimizden, sütümüzden yada yünümüzden yararlanmıyor ETO ama bizde onların rüzgarını bile hissetmiyoruz aidat zamanları dışında.

Yıllar önce bir Türkiye gerçeği olarak firma kuruluşunda her girişimci gibi Ticaret Odasına yada diğer Odalara üye edilenlerdeniz. Sadece resmi bir evrak gerektiğinde, sicil evrakı almak için kullandığımız. Onun dışında bizleri adeta hasat zamanı gibi, aidat zamanları hatırlayan bir odaya üyeyiz. Eskişehir dışındaki kurumlarda da durumlar çok farklı mıdır bilemiyorum. Ancak 10 yılı aşkın süredir üyesi olduğumuz ve çok kısa bir dönem varlığından haberdar olduğumuz ve bize neyse ödeyelim aidatları dediğimiz bir kurum olarak kendini hissettiren bir kurum ETO. O kısacık dönem ise şuan milletvekili olan Harun Karacan beyin kişisel çalışkanlığı ile kendimizi bu oluşumun bir parçası olarak hissettik. En azından varlığımızın aidat zamanları dışında da biliniyor olduğunu gördük, ses verdiğimiz de yankısının anında geldiğini duyduk. Ancak kısa güzel bir rüya gibi geçen bu süre sonunda her şey yine eskisine döndü.

Şuan bunları yazıyorum. Zira sözde ticaretin erbaplarının bulunduğu oda, üyelerine aidat borçlarını ödemedikleri için üyeliklerini sileceği, askıya alacağı yönünde tebligatlar yapmaya başladı. Ancak bir kez arayıp “Kardeşim nedir sorununuz, işler mi kesat, yoksa bir tepkiniz mi var. Bu aidatları neden ödeyemiyorsunuz? Diye sormayı akıl bile eden çıkmadı içlerinden”  Bir kez demediler 2015 yılında 2 büyük seçim atlattı bu piyasa. Kışın ortasındayız. Faizler almış başını gitmiş, dolar ne halde. Ülkenin bir yarısında savaş havası var ve piyasada nakit bile dönmüyor bu sıralar. DEMEDİLER.. demek gereği hissetmediler. Zira onlar için sizin aidat ödemenizin dışında, önemli bir yeriniz yok gözlerinde.

Siz aidatlarını sorgusuz sualsiz ödemek zorunda olan. Birer meyve ağacısınız. Sulanmaya ihtiyacınız yok, budanmaya, bakıma. Sadece meyve verirsiniz. Olmadı mı.. KESER atarız.. Gerekirse kerestenizi yakarız..

Bu nasıl bir mantıktır diye düşünmeden içimdeki bu düşünceleri yazmadan edemedim. Kaç gündür hadi dursun diye salladım bu hislerimi. Ancak gerçekten SÖZDE BİR ORTAKLIK ve BİR GÜÇ KATMA adına şu zamana kadar kurumdan bir Allahın kulu. Çıkıpta şu kadar zamandır aidat borcu ödemeyen, ödeyemeyenleri arayıp SORDU MU? “Nedir sıkıntı” diye..  Sıkıntınız varsa kredi bulalım, malınızı satalım diye teklif ettiniz mi yıllardır! Size aidat öderken birden aidat ödemeyi kesenlere.  Yada hiç mi aklınıza gelmiyor. BUNLARIN BİR TEPKİ OLMASI OLASILIĞI.. kendilerini kandırılıyor, dışlanılıyor, kendilerinden alınan paralar ne oluyor diye tepki gösterip ödemiyor olabilecekleri ve üyenizse bu insanlara yakın olmak ve bu odanın bir parçası olduğunu hissettirebilecek ne yapabiliriz diye BİR KEZ DÜŞÜNDÜNÜZ MÜ?

Sizlerinde kışın ortasında onca işçiyi işten atan, onca vatandaşa bütün yaz ayları dururken, tutup kış ortasında İCRA TEHDİTLERİ SAVURAN o birkaç yerel yöneticiden ne farkınız var.

Siz bu piyasanın içinde değil misiniz? 2015 yılının ikinci yarısından bu yana yaşanan süreçten bir haber misiniz? Gözünüz bu kadar mı kör, bu kadar mı GOLF KULUBÜ havasına büründünüz..

10 yıllık üyeliğimiz süresince tek bir yararlı işiniz olmadı. Doğru bizde gelip kapınızı pek çalıp kendimizi anlatıp, ağlamadık belki.. Ancak o kadar süre içinde bir kez işimiz düştüğünde “O işe biz karışamayız, kendiniz halletmelisiniz. Biz ancak sadece bu büyük oyuncularımızı etkileyen durumlarda müdahil oluruz” diye açıklama yaparak bizleri yalnız bırakmadınız mı?

Peki ben size ne diye üye ücreti ödeyeyim. Peki diğer esnaf niye ödesin. Evet sizden AHİLİK beklemiyoruz, ancak en azından Harun Bey dönemindeki gibi bir telefonumuz çalsın, bir elemanınız gelip kapımıza hatrımızı sorsun Selam taşısın başkandan.. Ancak yok.. O bir güzel düş gibi gelip geçti..

Şimdi siz sorgusuz sualsiz sözde sizlerle aynı birlikteliğin parçası olmadığımız hatırlatmak için kimseyi arayıp sormadan sorgusuz sualsiz ABA ALTINDAN SOPA göstermeye ve üyelikleri silmekle, askıya almakla tehdit etmeye devam edin üyelerinizi. Ve bir kez sormayın NEDEN ÖDEMEDİNİZ ÖDEYEMEDİNİZ diye..

Ne gereği var..

Unutulmaz film repliği bu duruma tam uyuyor..

“Bak, beyim sana iki çift lafım var. Koskoca adamsın. Paran var pulun var, herşeyin var. Binlere kişi çalışıyor emrinde. Yakışırmı sana ekmekle oynamak, yakışırmı sana bunca günahsızı, çoluğu çocuğu karda kışta sokağa atmak, aç bırakmak. Ama nasıl yakışmaz ki?...”

 



YORUM YAZ
Bu habere yorumlar
Yazarın Diğer YAZILARI
eskişehir güvenlik kamerası