19 Ekim 2017 Perşembe
Rezil Dünyanın Savaşları Arasında Çocuk Olmak

Rezil Dünyanın Savaşları Arasında Çocuk Olmak

Mehmet KIZILKAYA
Mehmet KIZILKAYA

Rezil Dünyanın Savaşları Arasında Çocuk Olmak

Rezil olan bu dünyanın savaşları arasında kalan çocuklar olmak…

Yeryüzünün, bütün tabiatın ve de bütün dünyanın hiçbir zaman cevabını bulamadıkları en saçma ve de en yanlış sorusuydu; “savaşın içerisinde çocuk olmak”. Savaşın içerisinde çocuk olmak nedir? Rezil dünyanın savaşları arasında bir çocuk olmak en başta çocuk olduklarının farkına varamadan ölmektir. Bu çocuklar ne şımartılmış, ne sevindirilmiş, ne güzel bir oyuncak alınmış, ne de iyi beslenmiştir.

Savaşların arasında kalan çocukların ruhları ve de ayakları her daim çıplaktır. Bu sebepledir ki bu çocukların ayakkabı numaraları asla bilinmez. Neden mi? Çünkü bu çocukların hepsi yalın ayak dolaşırlar. Anneleri istedikleri oyuncakları almadı diye asla üzülmezler, çünkü onlar doğduklarından itibaren üzgün doğmuşlardır. Bu çocuklarının babaları, elleri arkadan plastik kelepçelerle kelepçelenmiş, başlarına çuvallar geçirilmiş, bilinmez bir yolun yolculuğuna götürüldüğü zaman “ babamızı nereye götürüyorlar anne?” diyememektir savaşın içerisinde çocuk olmak.

Rezil dünyanın savaşları arasında çocuk olmak nedir bilir misiniz? Parçalanmış olan cesetleri, bedenleri gördüğünde hiçbir zaman korkmamak, ölümlerin her türlüsüne alışmaktır. Hiçbir zaman farkında olmadan, farkına varmadan, zamansız bir şekilde büyümek ama inadına da çocuk kalmaya direnmektir. Yapılan işkenceler arasında, o korkular içerisinde çocuk olmak, korkusuzca genç ölebilmektir.

Yapılan bu savaşların içerisinde çocuk olmak, haddini her daim bilerek hayallerini kurmak, hiçbir zaman emeklemeden dimdik yürümek, yürümeden sürekli olarak koşmak, koşarken de sürekli olarak vurulup ölmek cehennemi bu rezil dünya da yaşamak demektir.

Rezil dünyanın savaşları arasında kalan çocuklardan olmak, sığındığı bir taşın ardında, babasının kollarında ölümü beklemektir.

Rezil dünyanın savaşları arasında kalan çocuklardan olmak, babasının avucuna dayayıp, etrafında ki ateşin dinmesini beklemektir. Dünyanın olmayan vicdanı uyurken, birilerinin yalnızca petrollerin fiyatına göre kendi uykularına şekil vermelerine şaşırmaktır.

Rezil dünyanın savaşları arasında kalan çocuklardan olmak, Bosnalı olan küçük kızın (Srebrenitsa’da); “çocukları küçük kurşunlarla öldürürler değil mi anne?” diye sorduktan sonra, sorusuna cevap bulamamayı göze almaktır. Tüm dünyanın seyrettiği bir katliamın tam ortasında, mavi renkli kelebeklerle umudu aramaktır.

Rezil dünyanın savaşları arasında kalan çocuklardan olmak, oyunlarıyla beraber oyuncaklarının da fazlasıyla değişmesi demektir. Bebeklerine evler kurmanın ya da iki taşın arasına kurulmuş olan kaleye gol atma noktasından vazgeçmek zorunda kalmaktır. Büyük adamların dünyayı paylaşamama oyunlarına, onların oyunlarından arta kalanlara katılmak demektir.

Savaşın içerisinde çocuk olmak, başlarını babalarının göğüslerine yaslayıp, büyüdüklerinin hayallerini kurmak yahut annelerinin dizlerine kıvrılıp da masalları dinlemek varken; askerlerin ve de düşmanların postallarının gölgesinde yaşamaktır. Ve yine de, annelerinin o eşsiz olan seslerinden ninnilerle uyumak yerine, yakınlarına düşen bombaların seslerine kulak kabartmaktır.

Ortadoğu coğrafyasında savaşın ortasında çocuk olmak, “neden?” diye sürekli soran gözlerle bakmaktır.

Kurşun izleriyle sıvanmış olan duvarların önünde, sarılacak olan bir beden, dayanacak bir omuz aramaktır. Çünkü o vicdansız savaş, bedenlerinin bir parçasıyla beraber umutlarını da kucaklayıp uzaklara götürmüştür. İç savaşların ülkelerini farklı parçalara bölerken, onlar bir daha asla ama asla “bir bütün ve tam” olamayacaklardır.

Savaşların ortasında kalan çocukların, anlamlar verilmeyen, boş bakışlarla kavga eden milletleri masum gözlerle izlemek. Mermilerin izleriyle dolu olan duvar gölgelerin arasında oyunlar oynamak, umursamaz birer eğlence anlayışlarıyla. Savaşların ortasında kalan çocuklar demek; annesiz, babasız büyümek demektir.

Kimseleri kalmayan savaşın çocukları, korku dolu gecelerin içerisinde yaşamaya tutunan savaşın çocukları. Savaşın içerisinde olan çocuklar, çocuklukları bir adımda terk edilmeleridir. Özgürleştirme bahaneleriyle gelen savaşların içerisinde hayatla her daim savaşmaktır. Bir daha asla ama asla yaşanmayacak olan anıların, tekrarları olmayan oyunların, geride kalan huzurlu gecelerin, eşi benzeri olmayan annelerin sevgileri...

Çocuklar; savaşların, öfkelerin ve de ölümlerin dilini anlamıyorlar. Hiç anlamadıkları şeylerin hepsini de anlamadan sürekli olarak onlara yaşatılmaktalar. Ayakların dibinde patlayan bombalar, bedenlerine sıkılan kurşunlar, kana bulanan o masum bedenler, hayatın kendisiyle daha tanışmadan kefenlere sarılan umutlar, yokluklar, perişanlıklar, açlığı ve de acıyı o minicik bedenlerin içerisine yükleyip geleceklerini ellerinden tamamen çalanlara artık hepimizin tek yürek halinde dur dememiz gerekir.

Çocukların öldürülmediği tertemiz bir dünya olması dileğiyle…

Vesselam.

 

“ Mehmet KIZILKAYA “

 



YORUM YAZ
Bu habere yorumlar
Yazarın Diğer YAZILARI
eskişehir güvenlik kamerası