24 Mart 2017 Cuma
8 Mart Yeryüzünün Bütün Kadınlarına Güzellikler Getirsin

8 Mart Yeryüzünün Bütün Kadınlarına Güzellikler Getirsin

Mehmet KIZILKAYA
Mehmet KIZILKAYA


8 Mart Dünya kadınlar gününü tüm yüreğimle kutlamakla başlamak istiyorum bu güzel makaleme.

Kadının dişi cinsten bir insan olarak tanımlanan yüreği kocaman olan kadın insan soyunun yarısıdır. Bütün Alemlerin Rabbi olan Yüce Yaradan yeryüzünde düzeni kurarken bütün mahlukatın erkek cinsinden olanlarına kas gücü ve fiziki yönden büyük bir üstünlük, akıl düzeyinde ise eşit yaratmıştır.

Dünyanın sosyolojik tarihini incelediğimiz noktalarda anaerkil dönemlerinde kadınlarımız erkeklere göre daha büyük bir üstünlük sağlamışlardır. Ataerkil dönemlerinde ise daha çok erkeklerin üstünlüğü söz konusu olmuştur. Şunu da not etmemiz gerekir ki tarihler boyunca sürekli olarak kadınlarımız, analarımız bacılarımız hep ezilmişlerdir. Sanayinin gelişmesiyle birlikte kadınlarımızın sanayi sektörüne girmesi ile burada da aynı şekilde sömürülmeye devam edilmişlerdir.

Amerika Birleşik Devletlerinin New York kentinde 8 Mart 1857 yılında 40.000 dokuma işçisinin daha iyi çalışma şartları için grev yaparlar. Greve giren işçilerle polisler arasında çıkan çatışmalarda çoğunluğu kadın olan işçilerden 129 kişi hayatını kaybeder.

Danimarka'nın başkenti olan Kopenhag şehrinde 26-27 Ağustos 1910 yılında; Milletlerarası Sosyalist Kadınlar Konferansında 1857 yılında Amerika Birleşik Devletlerinin New York kentinde hayatlarını kaybeden dokuma işçisi kadınların hatırasına her 8 Mart’ın Dünya Kadınlar günü yani (İnternational Women’s Day) adı ile anılması kararlaştırılmıştır. Bununla beraber Birleşmiş Milletler de (BM) 16 Aralık 1977 tarihinde aldığı önemli kararla 8 Mart’ı “Dünya Kadınlar Günü” olarak kabul etmiştir.

Gelelim bizim ülkemize. Türkiye Cumhuriyeti Ülkesin de ihtilal yönetimlerince zamanla belirli kesintilere uğratıldıysa da bugün ülkemizde “Emekçi Kadınlar Günü” olarak 1921 yılında kutlanmaya başlanılmıştır.

Saygı değer büyüklerim, değerli arkadaş ve dostlarım, sevgili çocuklar emekçi kadınların durumunu sizlere geçmişten başlayarak derin olmamakla birlikte çoğunu açıkladım. Şimdi gelelim Türkiye Cumhuriyeti Ülkesinde yaşayan kadınlarımızın, çocuklarımızın, kızlarımızın durumlarına.

Aslında şunu şöyle de tanımlayabiliriz.

Kız çocuklarımızın, kadınlarımızın, kızlarımızın ezildiği, her gün tecavüzlere tacizlere maruz kaldıkları, cinayetlere kurban gittikleri ve çocuk gelinlerin yoğunlukta olduğu ülkelerden bir tanesi Türkiye Cumhuriyeti Ülkesi olarak tarihe geçecektir.

Kız çocukların 15 yaşında evlendirilip, medyaya yakalanıldığı zaman, basına sızıldığı zaman gecenin bir yarısından hastanelerden alınan raporlarla yaşları 18’lere yükseltilen kız çocukların hikayeleri için harcanan mürekkepler kurumadan, hop bir başka olayın daha duyulmasıyla devam edilir. Babaları tarafından on bin liraya kiraya verilenler tecavüzlere uğrayan kız çocukların dramları, hikayeleri yetişir arkalarından…

Töre cinayetlerin dolu dizgin yaşandığı güzelim ülkemizde özellikle belirli kesimlerin kendi TV kanallarında yaptıkları dizilerde bu dramlardan nasıl da beslenildiği ayrı bir üzüntü noktasıdır.

Kadınların çaresizlikler içerisinde yasaların, uygulamaların da loş girdaplarının içerisinde karakol, adliyeler ve bazı kocaların şiddeti üçgeninde nasıl da debelendikleri de görebilmekteyiz.

Fabrikalarda, atölyelerde ve birçok iş yerlerinde kaçak çalıştırılan küçük kız çocuklarının, ucuza çalıştırdıklarını görebilmekteyiz.

Aşağılanan, hor görülen, tecavüzlere, tacizlere uğrayan, cinayetlere, katliamlara kurban giden kadınlarımızı görmekten utanç duymalıyız. Bu bizler için, ülkemiz için kendimiz için utanç verici bir durumun göstergesidir.

Kadınlarımız, kızlarımız, kız arkadaşlarımız, kardeşlerimiz okutulmayarak, sefaletin kucağında, cehalete yoldaş kılınan kadınlarımızın çilesi günümüzde de bitmek ve tükenmek bilmiyor.

Bizler kadınlarımıza, annelerimize, bacılarımıza, kızlarımıza sahip çıkmalıyız. Kadınlarımıza kızlarımıza ayrım yapmadan değer vermeliyiz.

Kadınlar annelerimizdir, bacılarımızdır, hemşirelerimizdir, ebelerimizdir. Soyun devamında en önemli etkenlerden biridir. Ailelerimizin devamıdırlar. Onları ezmek, hor görmek, sömürmek hiç kimsenin hakkı olmamalıdır.

Doğumdan ölüme kadar hayatın her alanında varlıklarını hissettiğimiz, bizi biz yapan değerli kadınlarımızın bu özel gününü yürekten kutluyorum.

8 Mart’ın başta annem, ailem ve aile olarak kabul ettiğim bütün sevdiklerime, dünyanın bütün kadınlarına güzellikler getirmesi ve ülkemize coğrafyamıza barış ve kardeşlik getirmesini diliyorum.

 

Vesselam…

 

“Mehmet KIZILKAYA”

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 



YORUM YAZ
Bu habere yorumlar
Yazarın Diğer YAZILARI
eskişehir güvenlik kamerası