30 Nisan 2017 Pazar
İnsanlık Suçu İşleyen Vahşilere İdam Cezası Gerekir mi?

İnsanlık Suçu İşleyen Vahşilere İdam Cezası Gerekir mi?

Mehmet KIZILKAYA
Mehmet KIZILKAYA


İnsanlık suçu işleyenlere başta çocuk katillerine, tecavüzcülere, bile bile insanları öldürülenlere idam cezası gelmeli midir diye düşünmüyor değilim.
Değerli insanlar burada ki başlık çok ağır olabilir ya da bu nasıl bir zihniyettir ki idam cezasını istiyor diye sorgulayabilirsiniz de. Lakin öyle bir ülkede yaşıyoruz ki; insanın aklını, yüreğini almadığı veya alamayacağı büyük ama çok büyük acı olaylarla toplum olarak sınanmaktan geçmekteyiz.
Minik çocuklarımız, annelerimizin göz bebekleri, babalarımızın prensesleri olarak, bembeyaz pamukların arasında, özenli bir şekilde büyük emeklerle, büyük sabırla büyütülürler. Yıllar geçtikçe çocukların üzerine kurulan hayaller ile kendi hayallerimiz birleşerek güçleniriz. Anne babaların gözlerimizden düşen bir damla yaşa bile, elinizde olan ufak bir çizik olmasına bile dayanmaz yürekleri… 
Minik çocuklarımız bedenleri yandığında, anne ve babalarımızın yürekleri de dağlanır ve pare pare olur. 
Hiçbir annenin ve babanın hayali değildir ki, kızların ve çocuklarının salyaları akan caniler, barbarlar tarafından dayak yemiş, işkenceye maruz kalmış, şiddeti görmüş, tecavüze uğramış, canice katledilmiş gencecik, tertemiz bedenleri toprağa vermek. 
Bizim ülkemizde anne ve baba olmak, gerçekte ateşten bir gömlek giymek gibi olmuş bu topraklarda. Evlerimizden güle oynaya güzel bir şekilde uğurladığımız kardeşlerimizin, çocuklarımızın, kız kardeşlerimizin akşama kötü ve acı bir haberinin gelmeyeceğinin garantisi yoktur. 
Evet Arkadaşlar geçen gün adı Özge can Aslan olan kız arkadaşımız insan olamamış vahşi yaratıklar tarafından hayalleri söndürüldü ve geleceği çalındı. O tertemiz yürekli insanın bedeni kara toprağa teslim edildi; anne ve babasının yüreği de, hayatı da, onunla birlikte diri diri kara toprağa gömüldü. 
Bu vahşi yaratıklar tarafından yapılanlar bir anlık gaflet değildi, bir anlık cinnet hiç mi hiç değildi bu yaşanılanlar. Nefislerine ve kendi iradelerine hakim olamayan ufacık beyinli, insan görünümlü, yılların şeytanlıkları kendi içlerinde biriktirmiş olanların yaptıkları birer katliamdır. Bunu yapan vahşilerin baba olmaları ne kadar utanç verici bir durum dimi.
Yaşanılan acıların boyutlarını hiç düşündünüz mü? Sizler hiç tecavüze uğrayan çocukların babaları yerine kendinizi koydunuz mu?  
Kendilerini bilmez bazı  yamyam erkeklerin insanlığı, dini, imanı, fikri, adamlığı, aklı, vicdanı, merhameti uçkuru ile ilişkili olmamalıdır. 
Bizim kızlarımız kız kardeşlerimiz kime yada kimlere güvenmeliler? Olmayan Devlete mi? Yoksa sadece duvarlarda asılı duran tabela Adaletine mi?  Yoksa siyasetçilerin kendilerine göre hazırladıkları yasalara mı? Hükümete mi? Siyasi partilere mi? Sivil toplum kuruluşlarına mı? TBMM'ye mi? 
Kime güvenmeliler!
Bizler aileler olarak kimlere, hangi yasalara, neye, nasıl, neden güvenmeliyiz?
Bu kutsal ve kadim topraklarda hem erkek çocuk, hem de kız çocuğu olarak; doğru düzgün, insanca, korku ile beslenmeden, kendi topluma  güvenerek, insanca bir yaşam hakları ne zaman mümkün olacaktır?
Öyle ki bu acımasız zihniyet, değişmediği müddetçe maalesef ki olamayacak… 
Evet sanırım artık idamın geri gelmesi gerektiğini düşünüyorum; insanlık suçu işleyen ve ortak olan herkese idam verilmelidir. Ayrıca idam cezası insanlık suçudur diyen insanlarda yapılan ve meydana gelen olaylardan kendileri de bir o kadar sorumludurlar bunu da böyle bilsinler. Bunların arasında öncelikli olarak oturdukları koltuklarda sürekli olarak insanları eleştiren, yalakalık yapanlar, tecavüzcüler için, cinayet işleyenler için, katliam yapanlar için sürekli olarak az ceza alsın diye kanun değişikliklerine imza atan siyasetçiler gelmektedir. Sonrasında böyle bir suç işleyen veya buna teşebbüs etmek isteyen zihniyetlerin, akıbetinin ölüm olduğunu bilinmesi gerekiyor. 
Zira var olan yasalarda olduğu gibi, bunu hafifletici sebeplerle sadece müebbete veya ağırlaştırılmış hapis cezasına çevirirseniz; bu katliamların, cinayetlerin, ölümlerin önüne geçemezsiniz. 
Bu yaşanılan vahim olaylardan sonra, hiç kimse inadına idama karşı çıkmasın. Küçücük masum insanların bedenlerine tecavüz edenlerin, öldürenlerin, katledenleri cezası kesinlikle ve kesinlikle idam sehpası olması gerektiğini düşünmüyor değilim.
Bizler aileler olarak çocuklarımızı yetiştirirken, insanlığı, adamlığı, namusu, şerefi, nefsine yenik düşmemeyi, vicdanlı, merhametli, ahlaklı ve edepli olmayı öğretmek zorundayız. 
Bizim ülkemizde her geçen gün, neredeyse bütün konularda ahlak dibe çöküyor. Siyasetçilerin, siyasi liderlerin, eğitimcilerin, ailelerin bu olayları iyi gözlemlemeleri gerekir. Okullarda eğitim sisteminde ahlak ve edep konularının, sağlam temellerin üzerine oturtulması gerektiğini düşünüyorum. Bütün siyasi partilerin kendi tüzüklerinde yaşanılan bu ahlak erezyonu için, ne yapmaları gerektiğini belirtmeleri gerekiyor. Bizim ülkemizde kadınlarımız, erkeklerimiz ve çocuklarımız utanç dolu yaşamları olmamalıdır. 
Yakılan yok edilen sadece Özge can Aslan tek değildir; onun gibi binlerce küçücük bedenler kızıyla, erkeğiyle yok edildiler. Tecavüzlere maruz kaldılar; cezaevlerinde, sokaklarda, ormanlarda. Tecavüze uğrayanlar, öldürülenler ve de ölenler tümüyle  Türkiye'nin vicdanını göstermektedir. Evine gitmek için dolmuşa binmiş bir genç kızın, ceza evine girmiş bir genç erkek çocuğun birileri tarafından hunharca katledildiği bir ülke de olmak; bizim kaderimiz olamaz. 
Bu katliamlar, katliamlar, öldürülmeler unutulacak veya unutturulacak acılar değillerdir. Bizim güzel olan İslam dinimiz kadınlarımızın, kız çocuklarımızın ayakları altına cenneti sermişken, hiç kimsenin onlara cehennemi yaşatmaya hakkı yoktur. Bizler, minik bir çocuğun kuşu öldüğü için, baş sağlığına giden güzel bir Peygamberin ümmetleri olmaya devam etmeliyiz. Peygamber Efendimizin yolundan gitmeliyiz. Eğer bu güzel yolda gitmezsek; Siyonist İsrail'den, İngiltere'den ve Yahudilerden ne farkımız kalır ki. Bizler gencecik çocukları vahşice katleden, o çocukların ailelerine sonsuz kahırlara gark eden bir ümmetin mensubuna dahil olmayacak bireylerden olmalıyız.
Hepimiz tek yürek olmalıyız. Bizler aklımızı başımıza almak zorundayız. Küçücük çocuklarımızın bedenlerini kirleten sapık zihniyetleri kendi içimizden temizlememiz için el ele verip mücadele etmeliyiz.
Bizler birbirimize çocuklarımıza kadınlarımıza kızlarımıza destek çıkmalıyız.
Bizler insanız, İnsanlığımıza sahip çıkmamız gerekir. 
"Mehmet KIZILKAYA"



YORUM YAZ
Bu habere yorumlar
Yazarın Diğer YAZILARI
eskişehir güvenlik kamerası