21 Ekim 2017 Cumartesi
Dayatılanlara Boyun Eğme ve Kolaycılığa Kaçmak

Dayatılanlara Boyun Eğme ve Kolaycılığa Kaçmak

Mehmet KIZILKAYA
Mehmet KIZILKAYA


Dayatılanlara boyun eğme kolaylığına kaçmak sadece toplumsal olan normlara göre seçimlerimizi yapmak ve de özgür iradelerimizi törpülemek değil de nedir?
Düzene endeksli olan birilerinin, onlara dayatılanlar ne ise hayatları boyunca her zaman onlara yönelmeye çalışırlar ve hayatları boyunca da toplumsal kitlelerin kontrol mekanizmaların parçası durumuna gelirler. Bireyselliği ortadan kaldıranın boyun eğme kolaycılığına kaçanların sonuç itibariyle karşımıza tek tip düşüncelere sahip ve de tek tip olarak yaşayan insan modellerinin ortaya çıktığını görmekteyiz. Aynı noktaya kitlenip kalanların, aynı TV programlarını izleyenlerin, aynı aile tipleri içerisinde yaşayanların, aynı işlerde çalışanların, aynı şekilde tüketen insanların, aynı dine inananların, aynı eğlence mekanlarına giden insanların, aynı durumda olan insan tiplerini sıralayabiliriz. 
Biz insanoğlunun yaşamı küçücük detaylar dışında her zaman aynı durumla aynı şekille etrafımızda ki insanlarla endeksli olarak sürüp gitmektedir.
Büyük devletlerin ve Burjuvazinin istediği tam da budur.
Peki insanoğlunu, bizleri, toplumlarımızı bu şekilde yaşamalarına iten şeyler nedir?
Bizler, Modern toplumlarda ötekileşmemek için, yalnız kalmamak için bu tür kolay seçimler yapar dururuz. Bu yalnız kalmak ve ötekileşme korkusu o kadar kötüdür ki kişi neredeyse bütünüyle kendi bireyselliklerini yitirirler. Bu gibi kişilerin amaçları içinde yaşadıkları topluma katılabilmelidir. Bu bireylerin de kendilerini kendi toplumların kültüründen ayıran duyguların, fikirlerin, düşüncelerin ve de geleneklerin benliklerine işlenmediği içinde dışlanacaklarını düşünür, korkarlar.
Toplumlarda en çok yaşanmakta olan olaylardan, durumlardan önemli olanları örneklendirmek isterim. Bunlardan ilki kadınların evlenme meseleleridir. Bir kadının genç yaşlarda evlendirilip buna karşı çıkamaması durumu. Yıllar geçtikçe o kadın kendi evliliğinden şikayet eder durur ama yine de bu duruma karşı çıkacak bir cesareti kendinde bulamamaktadır. Neden mi? Çünkü iyi kötü içinde bulunduğu bir yaşamı var olup, içinde bulunduğu bu yaşam ile toplumun baskısını ve dışlanmayı karşısına almak istememektedir.
Ya da bir başka kişiyi düşünün ki, o kişi dünyada ki bütün zulümleri görebilen, bütün adaletsizlikleri bilen birisi, bir o kadar da bilinçlidir. Lakin bu insan yerinden asla kıpırdamaz. Neden mi? Çünkü oturduğu koltukta şimdilik rahattır fakat o insana şimdi sorsan bu düzenin yıkılması gerektiğini söyler durur lakin o koltuktan kalkıp harekete geçmediği için o da bu düzenin değirmenine su taşımaktadır.
Sık sık rastlanılan olaylardan bir tanesi de şudur. İşçilerimizden bazıları her zaman şikayet eder dururlar. Lakin bunun için elleri kollarını kendileri bağlar dururlar. Bir şeyler yapmaya asla yanaşmazlar. Niye mi? Çünkü onlarda da işten çıkarılma korkusu, sonrasında örgütlenmeler grevler gibi zor işler vardır. O işçilerden bazıları şunu düşünürler. En iyisi aza razı olmaktır diyerek kolaya kaçmayı seçerler.
Evet dostlarım, arkadaşlarım, kardeşlerim!
Zor olanı seçmek sancılı olan süreçlerin de beraberinde getirildiği büyük bir gerçektir. Ötekileştirmelerle yaşanacak olan yalnızlıkların getirdiği iç huzursuzluklar birçok bunalımı da beraberinde getirmekle kalmayıp onlardan gebede kalınmaktadır. Psikolojik yönden bunları göze alamayan insanların kolay yöne yönelmeleri de anlaşılabilir bir neden olabilir. Öyle ki bütün bu psikolojik savaşım hezeyanları da insanoğlunun bilinçsizlikler'inin getirdiği şeylerdendir.
Burada görünen şudur ki sorunların bireysel olarak değil de toplumsal olduğu gerçekliğidir.
Fakat bizler toplum olarak birey olarak biraz daha düşünürsek zorluğun ile kolaylığın arasında nasıl büyük bir çelişkinin olduğunu görebiliriz.
Bizler kendi hayatlarımızı şikayet ettiğimiz o adaletsizliklerle beraber mazoşist birer işkence ile geçirdiğimizin farkında olmalıyız. Bizler halk olarak, toplum olarak, birey olarak şikayet edilesi bir yaşamın içerisinde debelenip durmaktayız bu boyun eğme kaçamaklarıyla.
Bizler toplum olarak, halk olarak ve birey olarak aynı bataklığın içerisinde yürümekteyiz.Bizler zor olanları yaptığımızı sanıp kendimizi bataklıktan kurtarıyoruz lakin üzerimize sinmiş olan pis kokunun farkında olmayıp, bu boyun eğme kaçamaklarımız ve ayak izlerimiz ile taşıyoruz peşimizde. Ayrıca kolaycı olan bir toplum içinde zor olanı başarıp kendi kabuğumuza çekilme durumumuz yine en güzel kaçamaklardan bir diğeridir.
Bizler bir birey olarak ne zaman bütün baskı kurumlarından kendimizi soyutlayarak gerçek olan benliklerimiz için ilk cesaret adımlarını atarsak o gün zorluklarla mücadele etme gücünü kendimizde bulduğumuz gibi fazlasıyla bulabiliriz.
Yine aynı cesareti bütün toplumlarımız için, bütün halklarımız için göze ve ele alırsak işte o zaman üzerimize sinen o kötü kokulardan arınabiliriz.
"Mehmet KIZILKAYA"



YORUM YAZ
Bu habere yorumlar
Yazarın Diğer YAZILARI
eskişehir güvenlik kamerası