23 Ekim 2017 Pazartesi
Terör Örgütü Siyonist İsrail - Golan Tepeleri - Suriye - - Ortadoğu - İran - Hizbullah Örgütü - Lübnan - Su Kaynakları Saldırı ve Yansımaları

Terör Örgütü Siyonist İsrail - Golan Tepeleri - Suriye - - Ortadoğu - İran - Hizbullah Örgütü - Lübnan - Su Kaynakları Saldırı ve Yansımaları

Mehmet KIZILKAYA
Mehmet KIZILKAYA


Golan Tepeleri; Suriye'nin güneybatı bölgesi ile, İsrail'in kuzeydoğu ucundaki tepelik bölgedir. Ayrıca Ürdün, Lübnan ve de Suriye ile komşu olan Golan Tepeleri zengin su kaynaklarıyla tanınmaktadır. Ortadoğu Bölgesinde her geçen gün su savaşları daha fazla meydana gelmektedir. Bu coğrafya da özellikle Mezopotamya Bölgesinde olan Suriye ve Türkiye Ülkelerinde, Siyonist İsrail tarafından su savaşları çıkartılmaktadır.

Son günlerde Hizbullah tarafının İsrail ile çatışmaları, Suriye'nin Golan Tepelerine yakın olan Kuneytra bölgesine saldırıları görülmektedir.

Hizbullah tarafının İsrail'e dönük misillemelerinin kapsamı sonucun da Lübnan Ülkesine ait olan Şeba Çiftlikleri ile sınırla kalmaktadır. Hizbullah tarafının böyle bir durumda, kendi kitleleri önünde imajlarını korumakla birlikte İsraillilere, kendilerine yönelik ihlallere karşılık vereceklerin mesajlarını da vereceklerdir.

Suriye Ülkesinin kötü geçmişi olan Kuneytra hayalet bölgesine yönelik Siyonist İsrail'in saldırıları ilk olmamakla beraber Suriye'nin gerçeği gölgesinde de son olmayacaktır. Tabi burada ki sürprizlerden biri de, Terör Örgütü Siyonist İsrail'in Hizbullah tarafına yönelik saldırılarına üstlenmelerinde ki cesarettir. Siyonist İsrail'in bu operasyonlara bile resmen üstlenmemekle beraber işgal güçlerinin sınırlı dış operasyonlarındaki fazlasıyla alışıla gelmiş geleneklerdir. Bu bilgilerin ve olayların da Batı ve yerel medya organlarına sızdırılması sonucudur.

Medya organlarına sızdırılan olayların operasyon zamanlaması da 9.İsrail Başbakanı ve Likud Partisi başkanı olan Binyamin "Bibi" Netanyahu'nun işine yaramakla, Lübnan'daki Hizbullah Örgütünün Genel Sekreteri olan Seyid Hasan Nasrallah'ın açıklamaları ardından örgütün içerisinde sıkıntıların doğuracağı rolü oynanabilir. Öyle ki saldırının da önümüzde yapılacak olan 17 Mart seçimleri için seçim propagandası ve Siyonist İsrail ordusunun imajını düzeltilmesinden daha çok derin bir stratejik boyutu bünyesinde taşındığı da biliniyor.

Siyonist İsrail'in saldırıya geçmelerinin zamanlamasıyla birlikte sebepleri de apaçık bellidir.

Siyonist İsrail, Hükümeti feshedilmesiyle 17 Mart 2015 yılında gidilecek olan erken genel seçimlerin kararı alınması dolayısıyla siyasi anlamda, ordu da ki yönetimin nakillerinin sebepleriyle askeri alanda büyük bir boşluk olduğu da görülmektedir. Fakat burada olan bu boşluk, İsrail'in Akdeniz kıyılarında bulunan Tel Aviv'in (Beyaz Şehir, Asla uyumayan şehir, Ortadoğunun New York'u) Hizbullah kadrolarına suikastların düzenlenmesinin önüne geçemiyor. Lakin İsrail, Hizbullah'ın kendisinin belirledikleri tehlikeli çizgileri aştıklarını da ifade etmektedirler. Öyle ki Siyonist İsrail Hükümeti'nin aşılmasına izin verilmeyecek stratejik olarak çizgiler çizmiştiler.

Siyonist İsrail Ülkesi ile Hizbullah örgütü arasındaki çatışmalarda özellikle uçak savaşların, uzun menzilli füzelerin, uçak savar gibi dengeleri fazlasıyla bozacak stratejik silahların taşınmasıyla beraber yahut İran devleti ile Hizbullah örgütünün Golan Tepeleri'nin (Siyonist İsrail'in işgali altında olan) bütün şartlarını değiştirebilecek çalışmalarda bulunmak, onlara yönelik hazırlıkları, İsrail'in Akdeniz kıyılarında bulunan Tel Aviv'in (Beyaz Şehir, Asla uyumayan şehir, Ortadoğu'nun New York'u) belirlediği çizgilerdendir.

Tabi bu durum karışık hesaplara asla bırakılmayacağı için İsrail burada hemen pozisyona geçer. Öyle ki geçmişteki saldırıların çoğunda Hizbullah örgütü'nün silah konvoylarını ve de füze sistemlerini bombalayanlara karşı alınan tutum da buydu. Siyonist İsrail'in Golan Tepelerinde ki operasyonunda yararlanmak istediği bazı hedeflerinde hem siyasal anlamda  (parti olarak) hem de askeri ( ordu olarak) kurumlarının en üst düzeylerinde bunları kullanacaklardır.

Burada 9.İsrail Başbakanı ve Likud Partisi başkanı olan Binyamin "Bibi" Netanyahu, Filistin'in Gazze Şeridi'ne düzenlediği Koruyu Hat Operasyonu içerisinde kendisinin karizmasına eklenen zayıflığını kaldırmaya hedeflemektedir. Bunlarla birlikte ayrıca güvenlik sorunları ile mücadele içerisinde güç olmanın yanı sıra kararlılığın cesaretin en belirgin sıfatlarını ön plana çıkarmayı hedeflemektedir. Öyle ki zamanlama sürecinde operasyonların, rakipleriyle seçim yarışının fazlasıyla tırmanışa geçmesiyle ve de anketlerin içerisinde Siyonist İsrail Kampların da (İşçi Partisi ile Hareket Partisi ittifakının sonucu oluşan parti) birinci çıkması sebebi ile 9.İsrail Başbakanı olan Binyamin "Bibi" Netanyahu'nun seçim propagandasına hizmet edilmektedir. Sanırım şöyle bir durumun da çıkması beklenmektedir. Anketlerin sonuçlarına göre Siyonist İsrail Ülkesinin parlamentosun da Siyonist Kamp'ın tarafına 27 milletvekili sandalyesi düşerken, şimdiki İsrail Başbakanı olan Binyamin "Bibi" Netanyahu'nun lideri olduğu Likut tarafına da 21 milletvekili sandalyesi düşmektedir.

Siyonist İsrail Ülkesinin Hizbullah Örgütüne bakış açısı ile onu okuması nasıl oluyor?

Lübnan'daki Hizbullah Örgütünün Genel Sekreteri olan Seyid Hasan Nasrallah'ın, İsrail Devleti'ni Lübnan'a ve Suriye'ye yönelik saldırılara misillemede bulunmakla birlikte tehditleri yapanlar, saldırıları direnişin eksenine bir saldırı olarak gören açıklamalarıyla,  Siyonist İsrail'in örgütün kendisiyle kapsamlı bir savaş içerisine girip girmeyeceğiyle ilgili okumasını değiştirmedi. Öyle ki İsrail Ülkesi, Hizbullah Örgütünün askeri ve de siyasi açılardan kapsamlı bir savaşa hazır olmadıklarını düşünüyorlar.

Hizbullah Örgütü genel olarak şuan da başta Suriye pozisyonlarında olmak üzere, birçok müteffiklerini kaybetmesinden kaynaklanmakta olan siyasi krizler yaşamaktalar. Herhangi bir çatışma sonucunda Suriye krizinin Lübnan Ülkesi üzerindeki yansımalarını fazlasıyla arttıracaktır. 

Askeriye düzlem içerisinde Hizbullah Örgütünün gücü, kuvveti; başta Suriye Ülkesi olmak üzere, dış sahalara fazlasıyla meşgul olması sonucunda hantallaşmasıyla birlikte dağılması ortaya çıkmıştır. Binlerce askerin çıkan çatışmalara katılmaları, yüzlerce askerini ve de etkili olan baştaki komutanlarını kaybetmeleri, Siyonist İsrail ordusuna karşı kapsamlı bir çatışmaya girmeleri neredeyse imkansız bir duruma gelmiştir.

Bu çatışmaların arasında kalan bir diğer Ülke de İran'dır. İran yerel altının zengin kaynaklarından biri olan petrol'ün fiyatı düşmesinden fazlasıyla etkilenmekle birlikte, İsrail ve Hizbullah Örgütü arasında uzunca sürecek olacak bir savaşı finanse edecek büyük güce sahip değildir. İsrail Ülkesi kaynakları da Hizbullah örgütü unsurlarının maaşlarının iki aydan beridir neredeyse yarıdan fazlasına düşürüldüğü de belirtiliyor. Siyonist İsrail Ülkesi Hizbullah Örgütünü ve liderlerini kötü bir şekilde köşeye sıkıştırdıklarının farkında.

Misilleme Güçlerinin Sınırlılığı olan Hizbullah Örgütü

Hizbullah Örgütü, İran Ülkesinin bölgedeki politikalarını uygulamakla meşgul olduğu için yıpranmaktadır. Hizbullah Örgütü'nün birden fazla cephelere yoğunlaşmaları ile  birlikte stratejik manada İran Ülkesinin meşguliyetinin ağırlıkları altında daha fazla yük taşıyamaz bir duruma gelmişlerdir. Öyle ki Hizbullah Örgütü'nün eğitim kapasiteleriyle beraber saha deneyimleri, Suriye başta olmak üzere, Irak ve Yemen Ülkelerine dağıtıldılar.

Bir diğer ülkede Lübnan. Hizbullah Örgütü'nün Lübnan Ülkesinde sırtını dayayabilecekleri kimseler neredeyse hiç kalmadı. Hizbullah Örgütü gücünün büyük bir bölümünün dağılmasıyla beraber Sünnilerin de düşmanlığını da aldılar.
Hizbullah Örgütü, Terör Örgütü İŞİD başta olmak üzere Nusra Cephesi gibi Örgütlerle açık bir savaş yürütmektedirler. Hepimizin de bildiği gördüğü gibi Terör Örgütü İŞİD, Hizbullah Örgütü'nün Siyonist İsrail ile çatışmalara girme güçlerini sınırladı. Tabi burada Siyonist İsrail de durmayacaktır. Siyonist İsrail de Hizbullah Örgütü'nün savaş kararı almalarına göz yummamakla beraber cevapları da sert olacağı da görülmektedir.

Burada da öyle bir şey olacağı da gözlerden kaçmayacaktır. Suriye'nin Şam Kırsalın da olan Kalemun bölgesinden geçmekte olan (Suriye-İran İkmal Hattı) El Nusra Cephesi ( Beşşar Esad rejimini devirmek. İslami bir rejim getirmek. İdeolojisi Sünni İslamcılık, Selefilik) ile çatışmaların olması sebebiyle güvenli olmaması ve Hizbullah Örgütü'nün bu Kalemun bölgesinden geçen hattı kendi ellerine geçirme girişimleri sırasında büyük can kayıpları verileceği de gerçekler arasındadır. Ekonomi sektörlerinin bundan dolayı da ciddi manada olumsuz etkileneceği de gerçekler arasındadır.  Lübnan Ülkesinde Hizbullah Örgütü'ne yönelik yüksek derecede olan intikam duyguları bu sebeple daha da artması beklenmektedir. Eğer ki Hizbullah Örgütü ile Siyonist İsrail arasında ciddi manada çatışmalar olur ise; Lübnan halkı için güvenli sığınak kalmayacağına görülmektedir. Bu yüzdendir ki Hizbullah Örgütü'nün değerlendirmesi de, sıkıntılı bir siyasi vakianın dışına da çıkamayacaktır. 

Hizbullah Örgütü tarafının kafaları karıştıran bir diğer konu da Siyonist İsrail'in örgütün güvenlik ağlarına nüfus etmelerinin büyük boyutudur. Suriye'nin Şam Kırsalın da olan Kalemun bölgesi saldırısı, tesadüf olmamakla birlikte büyük bir güvenlik operasyonudur. Öyle ki Siyonist İsrail ordusu istihbaratının elinde hedefe dair doğru bilgilerinde olduğu görülmektedir. Hizbullah Örgütünü hedef alan müdahaleler dizileri içerisinde Suriye'nin Şam Kırsalın da olan Kalemun bölgesi saldırısı da, Siyonist İsrail için yeni bir başlangıç ve yeni bir başarı durumudur.
Bu alanlarda çeşitli senaryoların yapıldığı hatta kırmızı çizgilerin çizildiği de görülmektedir. Bu senaryoları da şöyle sıralayabiliriz.

Yapılan senaryolardan birincisi; 2006 Yılına benzerlikleri olan ve de daha barbarca daha çok ölümcül daha çok kapsamlı bir Siyonist İsrail ve Hizbullah Örgütü Savaşı. Gelecek dönemler için çok uzak olan bir ihtimaldir. Öyle ki Hizbullah Örgütü başta olmak üzere şimdilik bu Savaş'a kapsamlı bir şekilde hazır değiller. Siyonist İsrail ordusunda ki komutanların, kendi kartlarını karıyor olduklarını, savaşlarda çatışmalarda olan ibretlik olayları önceliklerini düzenlemektedirler. Bu durum da, Siyonist İsrail'e bir savaş dayatılması durumunda İsrail'in elinin kolunun bağlı kalacağı ve de caydırıcılığını da kullanmayacağı anlamına da gelmeyecektir. Tabi burada Hizbullah Örgütü'nün girdiği zor pozisyonları da önceden anlatmıştık. Bu örgüt burada tek başına da hiç bir karar veremez. Ne savaş kararı için, ne de barış kararı için. Meydan da Hizbullah Örgütü'nün müteffiki olan İran ülkesi var ve örgüt, Lübnan Ülkesinde de zor şartlar altına girmiş bulunmaktadır.

Bu kadim ve kutsal topraklarda ikinci senaryonun; Hizbullah Örgütü'nün misillemelerinin sınırlı bir şekilde kalması ve de bu kapsamlarının Lübnan Ülkesine ait olan Şeba Çiftlikleri ile daraltılmasıdır. Öyle ki herkes tarafından da bilinen gerçekçi senaryo budur. Lübnan ile İsrail'in sınır hattında çıkan fırsatları kullanma ve de değerli olan avları yakalamaya dayanacak, kapsamlı olan çatışmalara izin verilmeyecektir. Burada şöyle bir durum ortaya çıkmaktadır. Hizbullah Örgütü'nün kendi kitleleri önlerinde bir nevi güvenirliliklerini korumakla birlikte, İsrail ordusuna karşı, 2014 Yılının Ekim ayında Golan Tepeleri sınırında olan Şeba Çiftliklerin'deki Siyonist İsrail bölgesinin hedef alınmasıyla, bütün ihlallere karşılık verecekleri mesajını göndereceklerdir.

Bir diğer senaryonun da Golan Tepeleri cephesi tarafından oluşan misillemelerdir. Golan Tepelerindeki cephesinin güvenliği, Suriye Ülkesinde ki Beşşar Hafız el-Esed rejimi ellerindeki karlı bir siyasi kart konumundadır. Bu yüzdendir ki Suriye'nin Beşşar Hafız el-Esed rejiminin (tabi burada Suriye'nin yanında yani Cumhurbaşkanı olan Beşşar Hafız el-Esed'in arkasında ki Rusya'nın) Golan kapısının üstünden Siyonist İsrail'i rahatsız etmeyi düşüneceklerini sanmıyorum. Suriye rejiminin, muhalefet tarafına yenilmeleri durumunda İsrail için oluşturulacak güvenlik tehlikesinin sürekli olarak pazarlandığı da düşünülmektedir. Hizbullah Örgütü de bu yöntemlere başvurabilir lakin konunun da İran Ülkesinin telkiniyle bir Suriye kararına da ihtiyaç duyulduğunun farkında. Neden mi? Çünkü cephelerdeki saha savaşlarını yöneten ülke konumunda İran vardır.

En önemli ve farklı olan bir diğer senaryoda Misillemelerin apaçık dışarıdan olması konusudur. Hizbullah Örgütü'nün geçmiş yıllarda Avrupa'nın birçok ülkesinde ve Latin Amerika'daki operasyonlarının bazılarında ciddi başarıları ulaşmıştı, az bir kısmında da başarılar elde edilmemişti. Hizbullah Örgütü, Avrupa sahalarının birçok ülkesinde henüz terör örgütü kategorisinde yer almamışlardır. Tabi burada Avrupa ülkeleri Hizbullah Örgütü'nün para kaynağı olarak görülmektedir. Burada yapılan operasyonların, bazı Hizbullah Örgütü üyelerinin de katıldığı İran Ülkesi planlaması olmakla birlikte İran Ülkesinde ki Siyonist İsrail suikastlarının intikamını alması amaçlıyordu. Bu yüzden karar alma masasına böyle bir olasılığın konulması da çok uzak görülmektedir.

Başta da belirtiğim gibi Siyonist İsrail'in Hizbullah karşısında kendi caydırıcılığını sürdürebilmek için seçtiği darbelere başvurmakla beraber elde ettiği başarıları, Kuneytra bölgesinde ki saldırılarının yansımalarından bir diğeridir. Öyle ki Hizbullah Örgütü'nün büyük ve seri çatışmaları doğurabilecek stratejik ve büyük eylemlere cesaret edemiyor gibi. İsrail'in Akdeniz kıyılarında bulunan Tel Aviv'in (Beyaz Şehir, Asla uyumayan şehir, Ortadoğu'nun New York'u) seçici darbeleriyle, Golan Tepelerini ayıran sınırı aşmaması yönü de Hizbullah Örgütü'ne doğrudan verilmiş bir mesaj olarak görülmektedir. İran'ın Tahranında bulunan nükleer'in bulunduğu tesisleri bombalayarak daha da ileriye gidileceğinin dolaylı bir mesaj anlamını taşımaktadır. 

Hizbullah Örgütü'nün içinde bulunacağı en kötü durumun, ağır darbelerin alınması ve bu ağır darbelerin misillemesinin maliyetlerinin yüksek olacağı da bilinmelidir.
Burada Hizbullah Örgütü'nün sessiz kalması örgütün Siyonist İsrail'e yönelik direnişlerinin yetersiz ve zayıf bir noktaya gelindiği imajı verilecektir.

Tabi bu kötü İmajı verdikleri zamanda Hizbullah Örgütü'nün Genel Sekreteri konumunda olan Seyid Hasan Nasrallah'ın kendisine olan güvenilirliği kaybettirilecek olup, Siyonist İsrail ile olan mücadelesinin heybetini fazlasıyla kötü etkileyecektir. Şöyle ki Siyonist olan ülkeye karşı direnişleri zayıflar ve de yetersiz zayıf kalmasıyla beraber halklarının iradesini hedef alan çekişmelerin içerisinde yıpratıldığı, işgallere direnmekte olan grup olma özelliklerini kaybettikleri görüntülerini de vermekle birlikte Lübnan Ülkesinde ki silahlı güçleriyle ilgili tartışmaların yeniden gündeme getirecektir.

Son olarak yapılan misillemelerin sınırlı olacağı yönündeki senaryoların en kuvvetlisi muhtemelen ikinci senaryo planıdır. 

Nükleere sahip olan Tahran yönetimi yani İran Ülkesi, Siyonist İsrail'e meydan okumalarıyla birlikte karşılarına çıkma cesaretlerini gösterebilecekler mi? Yoksa İran Ülkesinin de mi eli kolu bağlıdır?

Savaşların şartnamalerin de taraflar kontrolünü kaybetmekle birlikte kapsamlı çatışmalara sürüklenebilirler. 

Bu kutsal ve kadim Ortadoğu Coğrafyası sahasında oluşan ve meydana gelen olayların liderliğini ellerinde tutanlar tarih sayfalarında yerini alacaktır.

"Mehmet KIZILKAYA"



YORUM YAZ
Bu habere yorumlar
Yazarın Diğer YAZILARI
eskişehir güvenlik kamerası