30 Nisan 2017 Pazar
Ortadoğu Coğrafyasında Teröristlerin Kaynağı Olan Emperyalizm ve Siyonizm’e Karşı Mücadele…

Ortadoğu Coğrafyasında Teröristlerin Kaynağı Olan Emperyalizm ve Siyonizm’e Karşı Mücadele…

Mehmet KIZILKAYA
Mehmet KIZILKAYA


Ortadoğu Bölgesinde yaşanan ve yaşanmakta olan felaketlerin, savaşların, cinayetlerin, siyasi oyunların, katliamların ve de çekilmekte olan acıların hepimizin vicdanlarını ne kadar sızlattığını görüyor ve adeta yaşıyoruz.

Katliamların, adaletsizliklerin, nefretlerin, cinayetlerin, öfkelerin bütün Ortadoğu toplumlarına adeta felç geçirmektedirler.

Ortadoğu Bölgesin de yaşayan halklar toplumlar topluluklar bütün insanlar sevgiye, muhabbete, kardeşliğe, barışa, merhamete, şefkate olan özlemleri hiç olmadığı kadar fazla. Bu bölgede yaşayan insanlar yukarıda saydığım ve sayamadığım bütün güzelliklerden mahrum yaşamaktadırlar.

Ortadoğu Bölgesin de kolay olan o dur ki; sevginin, barışın, mutlulukların politikalarını hakim kılabilmektir. Zor olan ise katliamların, cinayetlerin, zulümlerin, gaddarlıkların, nefretlerin ve de savaşların içinde yaşamaktır.

Ortadoğu Bölgesine bakıldığı zaman yüzyıllardan beridir tarihi savaşların, katliamların, cinayetlerin, zulümlerin, zalimliklerin, şiddetlerin ve de terör olaylarının yaşandığı bölge olduğunu hepimiz görebilmekteyiz.

Emperyalist ve Siyonist güçler, gizli antlaşmalarla Ortadoğu Bölgesini kendi çizimleriyle suni bir şekilde bölmüşler. Yüzyıllardan beridir beraberce bir arada yaşayan kadim halkları, akrabaları, kardeşleri ve de orada yaşamakta olan bütün toplulukları zoraki bir şekilde ayrı koyup bölmeye çalışıyorlar. Ortadoğu Bölgesinin yer altı zenginlik kaynaklarının ve maddi güçlerinin hepsi ciddi sömürülere maruz kalmakla beraber kalmaya da devam etmektedir.

Bunların da ardından gelen başka sömürülerden de diktatörlerdir. Ortadoğu Bölgesinde ki diktatörler o bölgede yaşamlarını sürdürmekte olan insanların hayatlarını karartmakla beraber, özgürlüklerini tamamen ellerinden aldılar.

Ortadoğu Bölgesi, diğer bütün dünya bölgelerinden maddiyat ve maneviyat açısından en güzel en zengin coğrafyasına sahip olan bölgedir. Geçmişte Peygamberlerin yaşamlarını sürdürdükleri kutsal toprakların yer aldığı bu güzelim coğrafya, şuan da adeta birer cehennem coğrafyası haline getirilmiş durumda. Sevgisizliklerin, cinayetlerin, katliamların, barbarlıkların, faşizm’in, zulümlerin, çıkarcılığın, nefretin ve de egoizm’in bu bölgenin tertemiz sıcacık insanlarını adeta yok etmeye devam etmekle birlikte, bütün halkların toplumların neşelerini ellerinden zorla alınmaya çalışılıyor. Ortadoğu Bölgesinin huzuru her geçen gün daha çok yok olmaktadır.

Ortadoğu Bölgesin de nefretleri, şiddetlerin üslubu, insanların yaşama sevinçlerini adeta bir zehirli hançer gibi kalplerine saplanıp sevinçler yerine acıları tattırır olmaya devam etmektedir.

Ortadoğu Bölgesin de kimi siyasi partiler, kimi örgütler, kimi aşiretler kendi çıkarları uğruna güçleri ellerinde bulundurdukları bölgelerde en temel ve doğal insan haklarını ihlal etme konumuna geldiler. Ortadoğu Bölgesi coğrafyasında ki rejimler insanları, halkları, topluları değil de, kendi iktidarlarını düşünür hale geldiler. İnsanlara, toplumlara, halklara değil de, sürekli olarak maddiyata yatırım yapıldı ve yapılmaya da devam edilmektedir.

Ortadoğu Bölgesi Coğrafyasında kazanılan paraların hiçbir şekilde ne sağlığa, ne sanata, ne sosyal yaşama, ne de eğitime harcanmayarak, sadece silahlara harcanır oldu.

Ortadoğu Bölgesi Coğrafyasında Vahşi kapitalizm, Emperyalizm ve de nefretleri savaşları barbarlıkları zulümleri ön plan da tutan ön plana çıkaran bütün diğer siyasal akımlar bu tertemiz kutsal coğrafyaya ne barış ne kardeşlik ne sevgi ne de mutluluk getirdi.

Bu kutsal Ortadoğu Coğrafyasına gelen diğer bütün ülkeler her zaman savaşa bozgunculuğa kardeşlerin ölümlerine barbarlıklarına zulümlere sebep olmakla birlikte her daim sevgisiz zalim politikalar sürdürmeye devam ettiler.

Bu coğrafyada yaşanmakta olan sorunları muhabbetle, hoşgörüyle, karşılıklı anlayışla, sevgiyle değil de yaptıkları tek bir şey vardır ki o da sürekli olarak şiddetle çözümü meydana getirmek istemeleridir.

Oysa bu kutsal coğrafya da insanların toplumların halkların en büyük ihtiyaç duyulduğu şeyin sevgi, kardeşlik ve de barışın olduğu büyük bir gerçektir.

Bu tertemiz peygamberlerin kutsal coğrafyasında tepeden bakmalar, tehditler, anında şiddet, nefret politikaların, savaşların ve zulümlerin yerine sevgi kardeşlik ve de barış politikaları hakim olmalıdır.

Ortadoğu Coğrafyası başta olmak üzere bütün dünya halkları kardeşliğe barışa sevgiye muhtaçtırlar. Savaşların, zalimliklerin, barbarlıkların, katliamların, cinayetlerin, zulümlerin son bulmasıyla birlikte sevgi kardeşlik ve barışın hakim olduğu bir dünya ve bir Ortadoğu Coğrafyası olmasını isteriz.

Şunu her zaman bilmemiz ve istememiz gerekir.

Dünya üzerindeki en büyük güç kararlılıkla sevgi kardeşlik ve barışı isteyecek çok kaliteli toplumların varlığıdır. Bir olmak, kardeş olmak, barış istemek, zorluklara ve de saldırılara karşı topyekun başkaldırmak karşılık verebilmek güçlü olmanın en büyük sırrıdır.

Ortadoğu Bölgesi Coğrafyasında yaşayan insanların halkların toplulukların kardeşlikleri, barış taraftarlıkları, birlikleri, sanatları, marifetleri, kaliteleri yeryüzünün en büyük silahı olması gerekir.

Bu kutsal topraklar da barış, kardeşlik, sevgi en büyük silahımız ve en büyük zenginliğimiz olmalıdır.

Kadim ve Kutsal Ortadoğu Coğrafyasında bulunan ülkelerin, emperyalist güçler Siyonistler tarafından tek tek parçalanıp parsellenme bırakılmamalıdır. Ortadoğu Halkları bunları görmeleri gerekir. En başta bunları durdurmaları gerekir. Bunun yolu da birlik ruhu olmaktan geçmektedir.

Ortadoğu Coğrafyasında ki her bölünmenin sonrasın da yeni geçilmez sınırların meydana gelmesi, aşılamaz duvarların inşa edilmesi demektir. Emperyalist güçlerin ellerine geçen kutsal toprakların her tarafına dikenli tellerin çevrilmesi, mayınların döşenmesi, duvarların yükseltilmesi, hendeklerin kazılması bunların hepsi bizler için birer ölüm demektir. Lakin Kadim Ortadoğu Coğrafyasında yaşamakta olan bütün halkların ihtiyacı olan tek şeyin yüreklerinde ki gerçek sevgi bağlarıyla sınırların kalkması ve de alabildiğince özgür yaşamalarıdır.

Ortadoğu Coğrafyasında ve diğer bütün dünya ülkelerin de yaşamakta olan bütün insanların birlik ve beraberliklerin içerisinde hayatlarına getirebilecekleri güzel şeyler çoktur. O yüzden insanların rahatça kardeşçe barış içerisin de serbest dolaşımların olduğu, sınırların ortadan kalktığı, zulümlerin olmadığı, savaşların, köleliklerin, katliamların meydana gelmediği, mayınların döşenmediği, Suriye’den Türkiye’ye, Türkiye’den Mısıra, Mısır’dan Libya’ya, Libya’dan Lübnana ve diğer sayamadığım bütün ülkelere kolayca rahatça gidilebildiği girebildiği bir özgürlük ortamı olmalıdır.

Bu birliklerin beraberliklerin, savaşsız ortamların, kardeşçe yaşamların olması için hep beraber el ele vermemiz gerekir. Siyonistlere karşı, Emperyalist güçlere karşı bütün varımızla yoğumuzla mücadele etmemiz gerekir. Bu güçler gittikleri her yere sadece ölüm, gericilik, sekretizm ve gericilik götürmektedirler. Bu insanlıktan nasiplerini almamış emperyalist kısır gerici güçler halklarımızın kaynakları üzerinde yağma ve hegemonyalarını sürdürmenin yollarını aramaktadırlar.

Unutmayın ki başı olmayanın toprağı olmayanın vatanı olmayanın yeri yurdu olmayanın hayatı kölelikler içerisinde haps olmuş demektir.

Ortadoğu Coğrafyasın da yaşayan halklarımızın tek kurtuluşu kutsal topraklarımızda olan teröristlerin kaynağı olan Emperyalizm ve Siyonizm’e karşı mücadele edecek halkların birliğinden geçmektedir.

 

“Mehmet KIZILKAYA”  

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 



YORUM YAZ
Bu habere yorumlar
Yazarın Diğer YAZILARI
eskişehir güvenlik kamerası