16 Aralık 2017 Cumartesi
Hoşça kal Gözüm, Hoşça kal Ankara’m!

Hoşça kal Gözüm, Hoşça kal Ankara’m!

Mehmet KIZILKAYA
Mehmet KIZILKAYA

Hoşça kal Gözüm, Hoşça kal Ankara’m!

Hoşça kal gözüm, hoşça kal Ankara’m, hoşça kal sevdiklerimizi bizden alan alana…

*

Ankara’da ki sivil insanlara yapılan saldırıyı duyduğum anda, vicdan ve de izan sahibi olan tüm insanların içinde ne gibi duygular uyanıyorsa, benim yüreğimin derinliklerinde aynı buruk, aynı üzüntülü, aynı parçalanmış duygular uyandı.

*

Türkiye Cumhuriyeti Ülkesinin karşılaştığı en dehşet verici saldırılardan bir tanesi ile karşı karşıya kalındı. Yüreklerimizden ziyade bedenlerimiz yeniden parçalandı; acılarımız yeniden ve yine tazelendi. Kaos ve panik havasıyla birlikte Türkiye adeta yangın yerine çevrilmek istenmektedir.

*

Dehşet verici duyguların ve üzüntülerin en kötü olan adeta birbiri içine kenetlenmiş olan iki duygu. Türkiye Cumhuriyeti ülkemizin ve de bütün insanlarımızın geleceğine ilişkin olan o derin kaygılar.

*

Bu güzelim Türkiye Cumhuriyeti Ülkesi coğrafyasını, kardeşliğini, dostluğunu, insanlığını, Müslümanlığını adeta lime lime etmek, her geçen gün bir kez daha parçalamak, bir kez daha bombalamak, bir kez daha kanatmak istiyorlar. Çocukların ellerine verilen oyun hamuruna benzer şekilde istedikleri gibi şekli vermek, istedikleri gibi at koşturmak istiyorlar. Bütün ölümlerimize, bütün ölülerimize, bütün farklılıklarımıza, bütün kavgalarımıza rağmen her seferinde yarattığımız “biz’i” bizlere unutturmak istiyorlar. Ülkemizin onca güzelliğini, yaşadığımız güzelliklerimizi, kardeşlerimizi, Müslümanlığımızı bizlerin elinden almak ve de parçalamak istiyorlar!

*

Hoşça kal Ankara!

Ankara! Sen ki her daim gri tonunun renginden olan nadide bir şehirdin. O vicdansızlara, o haysiyetsizlere, o zalimlere, kendini bilmezlere neden izin verdin seni kapkara bir dumanla kaplamalarına? Renk cümbüşü olan Ankara! Senin o renkli cümbüş hayallerine yakışmadı siyah kırmızı. Neredesiniz, neredesiniz, güvende misiniz, sağ mısınız soruları hiç bu kadar derin bir endişeyle sorulmamıştı hiç kimseye. Yüzümüzdeki derin korkularla yüreklerimizde de patlar oldu her bomba haberleri. Yalnızca bir şehirde sadece ve tek bir hüzünle öncelikle sevdiklerimizin sonrasında da hiç tanımadığımız mazlum insanların isimlerini bilmediğimiz insanların derdine düşer olduk. İçimiz korkuyla kaplandı. Ya aradığımız kişi ya da kişiler bizlere cevap vermezse? Ya bizler onlara ulaşamazsak? Ya bizler elimizde ki telefonla arayamazsak bir gün hiç kimseyi? Önce kapkara bir duman, sonra cehennem ateşinden bir kızıl, sonrasında yürekleri parçalarcasına olan çığlıklar, kapkara zift gibi bir karanlığa kapanan o renkli gözler. Sessizlik, bir an sessizlik, derinden bir sessizlik. Bu ölüm değil. Bu ölümden de beter bir şey. Bu derinden derine bütün damarlarını kemiren bir vahşi. Bu zifiri karanlığın o siyahın ölüm tonu. Hayattayız lakin derinlerde bir yaramız, kanayan bir yanımız var. Kötünün iyisi miyiz bizlerde? Buna da yaşamak denirse! Karanlığın ardından yaşamak denirse buna. Bizler ölmedik, bizler o duraklarda durmadık, bizler sağ kaldın lakin siyah ve kapkara bir dumanla kaplı olan bir yürekle baş başa bırakıldık. Ankara, bilir misin sana gri rengin tonu daha çok yakışıyordu. Kırmızı da paramparça olmuş olan bedenlere değil sadece ve sadece birinin yüzünü güldürecek olan güllere!

*

Bombalarla masum gencecik fidanların kanlarıyla inşa edilmeye çalışılan “korku ortamlarının” mimarileri o kanlı ihale üstlenicileri itaat edilmesini istiyorlar. Korkuya itaat edilmesini…

Bu savaşlara hep birlikte umutlarımızı her geçen güne nazaran daha çok yeşerterek, filizlendirerek, hep beraber koruyarak, savaşlara, bombalara inat barışın gerçekliğini yücelterek kazanalım. Ve sadece böyle bir şekilde huzura eriştirebiliriz bitmek bilmeyen kaoslara kurban verdiğimiz masumların ruhlarını.

*

Yüreklerimizi her daim parçalayan, yurdumuzun, topraklarımızdaki birlik ve de bütünlüğüne yönelik gerçekleştirilmiş olan her türlü olayları derin bir şekilde kınar, yaşamlarını kaybetmiş olan insanlara Cenabı Allah’tan rahmet, yaralanmış ve de yaralı olarak hastanelerde tedavi altında olanların tümüne acil şifalar dilerim.

*

Hoşça kal iki gözüm, hoşça kal Ankara’m, güzellikler içerisinde kalman dileğiyle…

Yaşasın ölümsüz bir dünya!

Sevgiyle Kalın…


 

“Mehmet KIZILKAYA”

 

 

 

 

 

 



YORUM YAZ
Bu habere yorumlar
Yazarın Diğer YAZILARI
eskişehir güvenlik kamerası