27 Mayıs 2017 Cumartesi
BU SES; TÜRKİYE’DE İŞÇİYİ SÖMÜREN AHLAKSIZ PATRONLARA YÜKSELTİLMİŞTİR(Mehti Saraç)

BU SES; TÜRKİYE’DE İŞÇİYİ SÖMÜREN AHLAKSIZ PATRONLARA YÜKSELTİLMİŞTİR(Mehti Saraç)

Mehti Saraç
Mehti Saraç


 

 


Değerli Vatandaşlarım..

Ülkemizde her gün yeni bir komedi ile karşılaşmak mümkündür. Bizim gelenek, görenek ve kültürümüz son 50 senedir feci bir şekilde zedelenmiştir.
Türkiyede şu anki yaşadığımız bu kültür türü tamamen bizlere yabancı ve bana göre SÖMÜRÜ KÜLTÜRÜ dediğimiz apayrı bir düzenin hastalıklı bir kökenidir diyebiliriz.

Bu konuyu biraz şöyle kısaca bir ele alalım ve bu konunun muhattabı olan bazı ahlaksız patronların kulaklarınıda çınlatalım.

Bu arada İnşallah sesimizi duyan sağduyulu vatandaşlarımızda bu gerçekler karşısında benimle beraber aynı duyguları ve aynı fikirleri paylaşıp bana hak vereceklerine yürekten inanıyorum.

Öncelikle Türkiye deki işsizlik oranı hakkında kısa bir bilgi verelim.

Türkiyede şu anki işsizlik oranı Türkiye genelinde işsiz sayısı geçen yılın aynı dönemine göre 243 bin kişi azalarak 2 milyon 721 bin kişiye düştü. İşsizlik oranı ise 1,1 puan azalarak yüzde 10,4 seviyesine indi. Kentsel yerlerde işsizlik oranı 1,2 puan gerileyerek yüzde 12,1, kırsal yerlerde ise 0,7 puanlık azalarak yüzde 7,1 olmuştur.Bu veriler birkaç ay önce açıklanan Devlet istatistiklerinin yeni verilerinden oluşmaktadır...

Gördüğünüz gibi işsizlik rakamları bu şekildedir.

Yukarıdaki istatistiklerden anlaşıldığına göre yaklaşık olarak Türkiye de 3 milyon civarında insanımız şu anda işsiz.
 
Burada dikkatinizi çekmek istiyorum vermiş olduğum bu bilgiler sadece işsizlik oranı ile ilgili son rakamlardan oluşmaktadır..Bu rakamların yanına birde Türk insanının açlık sınırını da hesaplayacak olursak otomatikman 3 milyon işsiz yerine 60 milyon aç insan tablosuna dönüşür. Böyle bir tablo karşısında bir anda hem kendimizden hemde bu ülkeden nefret edebiliriz...

Çünkü bu ülkede % 60 civarında insanımız aç.. aç.. ve maalesef aç ..
 
Bu tablodan geriye kalan % 40 lık Zengin insan gurubuna mecburen sesimizi yükseltmek zorundayız. Bunların hayat şartları belli. Bu kesim insanların her bir saati bile bambaşka bir heyecan verici, neşe ve mutluluklarla doludur. Her zaman  her yerde gününü gün edebilecek bir pozisyonları vardır. Elbetteki bu türden insanların bir başkasını düşünmeye zamanı ve fırsatları olamaz. 

Aslında Türklerin genel kültüründe böyle bir bencillik yok ve Müslümanlığa da yakışmaz. Dinimizde Kardeş, kardeşin sırtından geçinemez, kanını ememez, kardeşini sömüremez. Böyle bir düzen hiç bir dinde de mevcut değildir.
(Sözüm meclisten dışarı, İnsan olanın önünde canla başla eğiliriz. Bu sözlerimiz ancak insan olmayan şerefsizlere atfedilmiştir..)

Kısacası Dünya sefası peşindeki aç gözlü mahlukatların gözünde ne ülkesinin bir değeri olur nede o ülkede yaşayan o vatandaşlarının bir değeri olur.  

Bu tür insanları tartışmak belki aptalca bir davranış olabilir ama ne yazık ki işsizliğin geri çekilmesi ve açlık sınırının yok edilmesi açısından bu tür bazı patron müsvettelerine ihtiyacımız olduğunu da kabul etmeliyiz. Onlar tabii ki bu durumun farkında oldukları için insanlarımızı deneme tahtasına mahkum etmişlerdir.

Büyük şehirlerde yaşayan ve buralarda çalışan  işçilerimizin çoğunun karın tokluğuna, bir soğan ekmeğe talip olduklarını, ayakta durabilmek için çok zor şartlarda bir yaşam kavgasına büründüklerini hepimiz çok iyi biliyoruz.

Türkiye de artık bu konuları gündeme getirmeyi bırakın tartışmak bile istemiyoruz. sebep? Çünkü herkes açlık, işsizlik kelimeleri ile başlayan bu sömürü düzenli hayata alışmıştır. Bu ülkede ne işsizlik biter nede işçinin sorunları.. Bütün bunlara sebep olan unsur da maalesef gene Devletin ta kendisidir.. Başıboşluk politikasını bir türlü azimli bir şekilde hayata geçirememesidir..

Bu tür sorunlar artık insanlarımız üzerinde pek bir  etki bırakmıyor, eskisi gibi çok derin travma ve sarsıntılara yol açmıyor. Bizlere gerçekten artık zevkte vermiyor. 

Çünkü TÜRKİYEDE yaşıyorsanız bu konuları günlük bir yaşantı tarzımız mış gibi kabul etmemiz gerekiyor. Bu garip ama çok önemli durumlara Herkes alışmış, Basın bile bu tür konuları kendi gündeminden silip süpürmüştür. Zamanında kimseye laf anlatamamıştır. Şimdi ise mecburen gündem dışı konular haline gelmiştir.  E tabii ki Devlet büyüklerinin cepleri para dolu. Bu saatten sonra bazı istisnalar onların ilgisini de çekemez.

Aslında bu tür sorunların Türkiye ye nasıl bir bedel ödettiğinin hesabını yapmayı unutuvermişiz. Unutmak zorunda bırakılmışız.
 
Bizde diyoruz ki durum böyle iken, Buyrun; Topluma bir darbede biz vuralım. Nasıl mı? İşte cevabı!

Devlet adamlarının sesimizi duymasına niyetleri yok. Bizde artık SEN KİMSİN LAN, BENİ TANIYORMUSUN? Kelimelerini kullanmaya kendimizi yavaş yavaş alıştıralım ve TÜRK halkına şöyle bir seslenelim.

Ey uyuyan halk; Bırakın, bu ülkede herkes birbirini yesin. Hırsızlık, arsızlık, yolsuzluk,adam öldürme, yol çevirme gibi durumlar devam etsin, nasıl olsa bu ülkede tek soyu tükenmeyen, ayakta kalan tek kültür mirasçımız olan çok şükür, Delikanlılarımız var.. E delikanlıya hiç bir şey olmadığına göre de bizde bu saatten sonra artık birer delikanlı olalım yada delikanlı siparişi verelim.. Varsın garibanın elindeki 3.5 kuruşluk sermayede gitsin, namus ve şerefide 5 paraya düşsün, psikolojisi bozulmuş, yuvası dağılmış.. Bana ne'? Geceleri de sokaklara çıkılmasın, it, çakal sürüleri sokaklarda cirit atsın. Diyelim ve her eve mutlaka bir delikanlı siparişi verdirelim..

Değerli Dostlarım. 

Siz bu ülkede her şeyi unutursanız, ortalık yukardaki anlattığımız TÜRLÜ YEMEĞİNE benzer bir hale döner bundan da kimsenin endişesi olmasın. Tüm bu sorunların başlıca ana sebebi ve baş düşmanı tabii ki işsizliktir..

Bunu önlemek için öncelikle şu ahlaksız patronların kulaklarını çekecek çok cesaretli devlet yöneticilerine acil ihtiyacımız var. Bunu beceremeyen geçmiş ve gelecekteki her devlet adamına da buradan lanetler yağdırıyorum.

Türkiyede öyle bir potansiyel varki inanın bu 3 milyon işsiz kesimin % 70 ni istihdam edebilecek bir kapasiteye sahibiz neredeyse,, ama tüm bunları yapabilmek için bu ülkede iş ve işçi mevzuatına kesin ve kararlı bir çözüm getirmemiz şart. Kararlı bir şekilde, başkalarının güdümünden kurtararak, kurallarımızı bir an evvel derhal işleme sokmamız gerekiyor..

Şu anki işçi ve işveren arasındaki düzen ve iletişim tam bir hallaç pamuğu.. Bütün bu olumsuzluklara rağmen  yinede çalışmak zorunda olan işçi kardeşlerimiz iş hayatında Bakınız; nelerle karşılaşıyor kısaca özetleyelim. 

1..Öncelikle İşini bulan bir vatandaşımız, işinde tecrübe sahibi olmasına rağmen en fazla 1 veya 2 ay çalışabilmektedir. Nedenleri ? Çünkü patron denilen müsvette firma veya şirket sahibi kişi, işe aldığı işçinin bir eşek ten farkı olmamasına özellikle dikkat ediyor. Birinci neden budur...

Peki; Sizce bu müsvedde neden böyle bir şartı ön plana çıkarıyor?  Çünkü daha fazla para kazanabilmesi için böyle bir zorunluluk gerekmektedir. Bir ihaleden diğer bir ihaleye koşması için elindeki işi bir an önce bitirmek zorunda olduğunun farkındadır. O işi bitirebilmek için kendisine yalakalık yapabilecek birazda paraya ihtiyacı olan eşeklere ihtiyaç olduğunun bilinci içerisindedir...  Bu patronun 1 katı yatı varken 3 tane daha ilave etme zorunluluğu da vardır , bu aç gözlü serserilerin gözü bir türlü doymaz nedense..

.

2..Sebep; Sen Yanında çalıştırdığın işçiyi sabah 7 ve akşam 8.9 gibi çalıştırmaya kalkarsan ve bu insana haftada bir gün bile dinlenmesi için izin vermezsen bu işçi ancak ve ancak en fazla sana 1, 2 ay dayanabilir. neticede bu bir insandır,düşünebilen bir varlıktır, Yüce ALLAHIN dünyadaki bir emanetidir bu insanın da daha fazla dayanma gücü yoktur ve bana göre olmamalıdır. Her şey de bir ölçü ve seviye mutlaka olmalıdır. Bu insanlar hayvan değil.. Bu işçi dediğimiz insanında birer sosyal yaşantısı, ailesi, belli bir yaşam tarzı vardır. sen bunları kendi hırsın için kullanamazsın.

Avrupada böyle bir sistem kesinlikle yoktur ve insan haklarına da tamamen aykırı bir durumdur..

3..Sebep; Ey patron müsvettesi, sen işçini 12,13. saat (Bu süre daha fazlada uzayabiliyor) çalıştırıyorsunuz. TAMAM Bu durumu kabul edelim varsayalım, Ama mesai parasını da çoğu kez niye ödemiyorsunuz? Çok nadir firma ve sektörler hariç..

Sevgili Kardeşlerim 

Bu sebepler sadece TÜRKİYE MİZİN çok acı ve vazgeçilmez sebepleridir. Gerçeklerden kaçamayız ister kabul edin ister kabul etmeyin biz bu şartlar altında zar zor ayaktayız, çoğu kez açız, çoğu kez hayallerimizi gerçekleştirmeden gözlerimiz açık bir şekilde hayata veda ederiz. 

Ben kendi şahsıma bu zamana kadar her zaman Halkımızın sesi ve nefesi oldum ve olmaya da devam edeceğim. Sesimizi nereye duyurabilirsek oraya koşarız. Taktiri de önce ALLAHA sonra halkımıza bırakalım.  

Bu komedi ülkesinin gerçeklerini elimizden geldiğince halkımıza duyurmaya çalışalım. 

Aslında Devletimiz tüm bu gerçekleri çok iyi biliyor. Ne yazıkki bu patron müsvettelerine nedense söz geçiremiyor..

Bu Patron müsvetteleri bu durumlar karşısında birde üstelik,, Vay efendim biz işçi bulamıyoruz veyahut e vay efendim iş var, biz iş veriyoruz ama gelip çalışan yoK,, Diye dert yanıyorlar..

Evet, Patron kardeşim sende iş olabilir ama sende insaf yok bunun farkında değilsin. Ey patron kardeşlerim bu kıssayı sakın unutma. Kulağına zil gibi tak. Yarın mezarında karıncalara bile yem olamayacak kadar aciz bir duruma düşebilirsiniz.

Sizin eşleriniz, çocuklarınız o işçilerinizin sırtından gece gündüz demeden allı ballı giyinirken, Boya, Cila manyağı olup plajlarda üstsüz gezerlerken, o yanınızda çalıştırdığınız, kanını emdiğiniz işçinin sayesinde bu rahatlığı sürdürdüklerinide unutmayınız..

İşte bu ahir zamanda böyle bir zihniyetin ve kültürün evlatlarıyız. 

Ben bu ülkenin ve halkın yazarıyım ama geçmişin asil TÜRKİYESİ ve TÜRK insanı adına bu tür aptallıklar yüzünden şimdiki zaman TÜRKİYE SİNDEN utanç duyuyorum. Türkiye de sözde bir devlet var. Ama aslında hepimiz yapmacık bir devletin şemsiyesi altında yaşıyoruz.

Şu an çok pasif bir Devletiz ancak ve ancak Patronların ülkesiyiz.. Bu Devlet Modeli ile hiçbir zaman ne işsizliğimiz nede sokaklardaki serseri ve açlarımız biter nede plajlarda (Güzel miyim, değil miyim? komplekslerine yatan patronların ailelerinin kaprisleri..

Ey Türkiye Cumhuriyeti Devleti; Bu sorunların ana sebebi sensin ve çözümü de sendedir.  İşsizlik kaderimiz değil, olamaz. Bizde her şey var.Biz Patronların ülkesi değiliz. Bunları bilmeyen devlet adamları ve anlamayan Patronlar bilmelidir.. Millet olarak geçmişten bu güne kadar hiç taviz vermedik bundan sonrada taviz vermeyeceğiz. İnşallah Ülke yöneticileri bu konuları ivedi olarak bir kere daha gündeme taşır ve bir an evvel bir çözüm bulur.. 

Ey Türkiye Cumhuriyeti Devleti; Aç gözlerini ve esir olma. Sen Peygamberlerin kalesisin, Dünyanın Göz bebeğisin. Seni anlamamak nankörlüktür, Sana ihanet edeni sakın bağrında besleme.

Saygı ve Sevgilerimle



YORUM YAZ
Bu habere yorumlar
Yazarın Diğer YAZILARI
eskişehir güvenlik kamerası