18 Ekim 2017 Çarşamba
KÖTÜ YÖNETİCİ VE DECCAL

KÖTÜ YÖNETİCİ VE DECCAL

Hüseyin DÜŞ
Hüseyin DÜŞ

KÖTÜ YÖNETİCİ VE DECCAL

Şöyle bir ibret nazarıyla Müslüman devletlerine bakınca şunu görmekteyiz; bir kaçı müstesna, hor, hakir bırakılmış, felaket, savaş, zulüm, yoksulluk ve yoksunluklar içinde koca bir coğrafya…

Peki neden?

Niçin bu kötü görüntülerle cebelleşiyoruz. Bundan bir kurtuluş yok mu?

Böyle gelmişte böyle gitmek zorunda mı?

Bugünkü Müslümanların zulüm altında oluşu, sefahat, gaflet ve kabahat içinde oluşlarından meydana gelmektedir. Eğer bizler samimi olarak Allah’a [c.c] sığınmış ve O’nun yasaklarından sakınmış olsak bu kötü durumlara düşmezdik.

Ne buyuruyor Yüce Allah [c.c],

“Yeryüzünde olanların çoğunluğuna uyacak olursan, seni Allah’ın yolundan şaşırtıp saptırırlar. Onlar ancak zanna uyarlar ve onlar ancak zan ve tahminle yalan söylerler.”  [Enam Suresi, 116]

Bananeci, öğüt almayan ve hakkın değil çoğunluğun peşine takılan kuru kalabalıklar olduğumuz için başımıza bu türden hadiseler geliyor. Kendi felaketimizi kendimiz hazırlıyoruz aslında.

Günümüzde insanlar yanlış olduğunu bile bile bir takım kişilerin, grupların peşinden koşturmaya devam ediyorlar. Belge ve ispatlarla bu kimseleri uyarsan da kör ve sağırlar gibi davranmaya devam ediyorlar. Bu durumu da yine Yüce Allah bizlere şöyle bildiriyor;

“Peki, yeryüzünde gezip dolaşmıyorlar mı ki, orada olup biteni kalpleri kavrasın ve kulakları işitsin? Ne var ki, onlarda kör olan gözler değil; kör olan göğüslerdeki kalplerdir.” [Hac Suresi, 46]

Bu tür kişilere ne kadar iyiyi, doğruyu anlatmaya çalışsan da nafile oluyor. Çünkü bu kimseler çeşitli dünya çıkarları uğruna bu grupların veya kişilerin sorgusuz birer askerleri haline geldiklerinin farkında bile olmuyorlar. Peşinde oldukları kişilerin, grupların yaptığı yanlış, olumsuz, münker işleri bile, iyi, olumlu görüp göstermeyi marifet belliyorlar. İçlerinden birisi uyanacak gibi olsa diğerleri hemen ona musallat olup onu uyutmaya, narkozlamaya devam ediyor. Bakın Rabbimiz bu durumu da bize nasıl ifade ediyor yüce kitabımızda…   

“Biz onların yanına bir takım arkadaşları katarız. Bunlar, onların önlerinde ve arkalarında ne varsa yaptıkları her türlü işi süsler, cazip gösterirler.” [Fussilet Suresi, 25]

Kötü yöneticiler Deccal’in öncüsü konumunda kimselerdir. Bunlara küçük deccaller desek yanlış olmaz. Bunların yönetimi de tıpkı Peygamber Efendimizin bizlere Ahir Zaman’ı ifadelendirdiği hadislerindeki Deccal fitnesi ve yönetimi gibidir.

Kıymetli dostlar, şu hadis-i şerif tamda bugünlerimizi yansıtmaktadır;

İnsanların üzerine yağmurun bolluğu, fakat verimin azlığıyla aldatıcı yıllar gelecektir. O dönemde yalancı adam doğrulanacak, doğru adam yalanlanacak; hain adama güvenilecek, güvenilir adam hainlikle itham edilecek ve kamu işinde bilgisi kıt adam söz sahibi olacaktır.” [İbn-i Mace, 4036]

Yakın zamana ve şu günlerimize bir bakalım bu hadis çerçevesince, neler geliyor aklınıza değil mi?

Yağmur yağıyor ama yeterli üretim yok. Devlet yönetmek çoluk çocuk işi değildir diye haykıran gerçek dava adamı “sahte, mesnetsiz trilyon davası iftirasıyla” hain ilan edilmek istenmişti hatırlarsanız…

Şimdi birazda Deccal konusunu irdeleyelim. Arapçada “yalancı, hilekar, iyi ile kötüyü, hak ila batılı karıştıran, bir şeyi yaldızlayıp gerçek yüzünü gizleyen, her yeri dolaşan kötü ve uğursuz kişi” gibi anlamlara gelmektedir.

Deccal, açık olarak ortaya çıkacağı dönem gelinceye kadar fazla dikkat çekmeden yavaş ve derinden faaliyet gösterecektir. Bu sıralarda gizlilik esas olacak ve bu amaçla gizli şer teşkilatlarla görüşmeler yapıp onların desteğini alacaktır. Öyle bir zamanın gelipte hem Deccal’i hem de onun stajyerleri konumundaki kötü yöneticileri ikaz etmenin, onların yaptıklarını eleştirmenin zorlu olacağını aziz Peygamberimiz şöyle ifadelendirmiştir;

“Yakın bir gelecekte insanı sağırlaştıran, dilsiz gibi bir hale getiren, köre benzeten fitneler olacaktır. Kim o fitneye yaklaşırsa fitne onu içine çeker. Öyle bir zamanda fitne (deccal’e) ye dil uzatmak kılıçlar arasına düşmek gibi olacaktır.” [Ebu Davud]

Herkes bir yol tutturmuş gidiyor ancak Hakk’a varmayan yol neye yarar. Kişi sevdiğinin, arkadaşının ve özelliklede melikinin yani kendisine lider olarak seçtiğinin dini üzeredir ve ahrette de onunla beraber diriltilecektir. O yüzden diyorum ki hem bu dünyada hem de öte alemde rahat olmak isteyen kimlerle beraber olduğuna dikkat etsin.

Doğal olarak tüm münafıklarda birer deccal ya da deccal’in askeridir. Malumunuz münafık alametleri de bellidir. Hatırlayalım mı? …

1-Konuştuğu zaman yalan söyler. Bir söylediğini bir bakmışsın sonra inkar eder ya da tam tersini söyler.

2-Kendisine bir şey emanet edildiğinde ona hıyanet eder. Fıtratında hainlik vardır. Hiçbir fırsatı kaçırmaz milletin emanetini harap eder.

3-Söz ve vaadinde durmaz. Şunları yapacağım, şu işi halledeceğim der ama onu yapmaz.

Bizler Mümin vasfımızla peşinde olduklarımızın karakterine ve duruşuna bakmak zorundayız. Lider olarak seçtiğim kişi 15 sene önce haykırdığı “Hak” sözleri bugün inkar edip, tam tersini mi söylüyor? Sözüne sadık mı değil mi? İdaresine verilmiş imkan ve ayrıcalıkları su istimal ediyor, emanete hıyanet ediyor mu? Yetimin hakkını yedirmeyiz deyipte; şimdi, hain, cani ve eşkiyaları milletin parasıyla besleyip, onları muhatap alıyor mu? Bunlara cevabınız ne? Sizin lideriniz nasıl birisi?

Son bir Hadis-i Şerifi daha dikkatinize sunuyorum;

“Bir kimse hakkında ne kadar kahraman zattır, ne kadar zarif kişidir, o ne kadar akıllı kimsedir diye övülür. Halbuki onun kalbinde hardal tanesi kadar iman yoktur.” [Müslim, Fiten]

Bir bakarsın haksızlık ve zulüm karşısında aslan kılığında kükrer ancak ertesi gün kuyruğunu sıkıştırmış halde o zalimden neredeyse özür diler ya da dilettirilir. Ama göz boyama ve sihir de uzman bir takım çevreler bu durumu, sürü aklıyla hareket eden saftirik Müslümanlara sezdirmeden yoluna koyarlar.

İşte kıymetli dostlarım bu tür kimseler dıştan bakınca din ve devlet işlerinde kahraman gibi görünür. Oysa bunlar sahte kahraman, sahte fatihdirler. Böylelerinin bütün iş ve icraatları da gösterişten ibarettir. Yaptıklarından da hiçbir bereket hasıl olmaz.

Rabbimizden tüm İslam memleketlerine hayırlı idareciler vermesini temenni ederken, bunu hak edecek Müslümanca şuur vermesini de niyaz edelim. Çünkü bunun gerçekleşmesi bizlere de bağlı. Bizler hayırlı, şuurlu ve dirayetli birer Mümin olmaya azmedip çaba göstereceğiz ki, Allah [c.c] de bizim başımıza hayırlı yöneticiler verecektir inşaAllah…

Kalın sağlıcakla, kıymetli dostlar…  



YORUM YAZ
Bu habere yorumlar
Yazarın Diğer YAZILARI
eskişehir güvenlik kamerası