13 Aralık 2017 Çarşamba
Müslümanların Helakı!..

Müslümanların Helakı!..

Hüseyin DÜŞ
Hüseyin DÜŞ


Son zamanlarda İslam toplumlarının hallerine bakınca üzülüyor ve endişeye kapılıyorum. Herkes birbirinden kopuk. Herkes bencil ve kaba olmakla kendine yer edineceği fikrine kapılmış. İsraf bütün bedenimizi kaplamış o da yetmemiş ruhumuzu da tamamen ele geçirmek üzere. Sevgiler, muhabbetler israf ediliyor. Aileler dağılıp yok olmaya başladı. Ahlak ve maneviyat ayaklar altında.

Bu önümüzdeki tablo bize ayaklarımızın altından bir şeylerin kaymakta olduğunun sinyallerini veriyor vermesine de bunun farkına kaç kişi varabiliyor. Bu durumun düzelmesi için kaç tane insan gayret ve mücadele içerisine girebilecek acaba?     

Geçirmekte olduğumuz şu Ramazan ayının manevi atmosferi bile heba edilip harcanıyor. En azından böyle kıymetli zaman dilimlerinde biraz olsun toparlanmasını umduğumuz insanımız maalesef bizleri hüsrana uğratmaktadır.

Şöyle bir vakit namazı için camiye gidin örneğin; daha şadırvanında şahit olacağınız haller bile sizi sarsmaya yetecektir. Kendisini, sevgili Peygamberimizin ümmeti olduğunu zanneden birçok insan göreceksiniz çevrenizde. Nezaketten, saygıdan, edepten ve tasarruftan bihaber kitleler var artık her köşede. Ve bunlara laf anlatmak eskilerin tabiriyle “Deveye hendek atlatmak” tan çok daha zordur.

Helak olmadan önce kendimize çekidüzen verelim.  Kendimize gelelim…

Ne demişti benim sevgili Peygamberim, “bir derenin kenarında abdest alsan bile suyu israf etme”. Bu hadis çerçevesinde şimdi o şadırvanlardaki insanları bir gözlemleyiverin, bakalım ne hissedeceksiniz. Bir Müslüman yine Peygamber Efendimizin ifadesiyle, kendisinden emin olunan, örnek bir insan olmak zorundadır. Üzerinde taşıdığı gömlek karşısındakine şunu ifade eder; benden korkma ve çekinme. Müslüman temizliğiyle de örnektir, tabii nezaketiyle de. Abdest anında israfa dikkat ettiği kadar o esnada kendisinden çıkabilecek acayip seslere de azami dikkat eder.

Sabah namazına giderken boğazına biriken ifrazatı çıkarmaya teşebbüsü bile kimseye rahatsızlık vermeden olmalı. Taşıdığı Müslüman kimliğine laf getirmemeye dikkat etmeli.

Namaz için camiye girip çıkarken birbirine karşı hürmet ve edep sınırlarını çiğnememeye özen göstermelidir Müslüman.

Namaz için safa durulduğunda birbirine omuz atmak, yandakini itelemek için değil de sırf Allah (c.c) rızasına nail olmak için yanında duran Müslüman kardeşi daha rahat olsun diye kendi rahatından feragat edecek bir yürek taşımalıdır Müslüman.

 

Peygamberimiz; “Sizden biriniz bir kötülük görürse onu eliyle, eliyle düzeltemezse sözle düzeltsin, söz ile de düzeltemiyorsa kalben buğz etsin. Ancak bu sonuncusu imanın en zayıf halidir.” diye buyurmuştur. Artık öyle bir hale geldik ki bir yanlış gördüğümüzde ikaz etmeye korkar olduk. Çünkü sudan sebeplerle insanlar kendi annesine, babasına ve evladına kıyar hale geldi. Her işte batıyı taklit etmeye bayılan insanımız kendi öz kimliğini yitirip yozlaşmaya başladı. İnancımız gereği kesilen kurban’ı vahşet diye nitelendiren birileri Batı’nın adetlerine uyup hindi keserken vahşeti hiç aklına getirmez.

 

 “Bir elde kadeh! Bir elde Kur'an! 
  Ne helâldır işimiz, ne de haram!
  Şu yarım yamalak dünyada,
  Ne tam kâfiriz, ne de tam Müslüman!
   Müslüman’a:
  "Sen hıristiyan mısın?" diye sorsan darılır.
  Amma yılbaşında hindi, kaz; yemesine bayılır...
  Çam deviren hindici, nasıl mümin sayılır...
  Bilmiyoruz çoğumuz ne edip yapıyoruz:
  "Batı, Batı" diyerek, eyvah! Hep batıyoruz!”

Gitgide yozlaşan bir toplumumuz var. Gavur diye yaftaladığımız ecnebilerin oruçlu Müslüman’a gösterdiği saygıyı maalesef kendide Müslüman olan bizim vatandaşımız göstermez hale geldi. Kimse kusura bakmasın bu özgürlük değil edepsizliktir. Kimse oruç tutması için bir insanı zorlayamaz elbette ama medeni olan insanda diğer insanların inançlarına saygıda kusur etmez. Artık Ramazan ayında mıyız değil miyiz hiçbir fark yok cemiyette. Tamamen ahir zamanı yaşadığımız bir süreçten geçiyoruz. Bu günleri yaşayacağımızı çok öncelerden sevgili Peygamberimiz bizlere bildirmiştir.         

 

1-      İlim kalkacak, cehalet artacak. İçki içmek, zina aleni yapılır hale gelecek,

2-      Yok yere adam öldürmeler artacak, insanlara merhamet azalacak,

3-      Adalet ve ehliyet kalkacak, haram ve helale dikkat edilmeyecek,

4-      Ana babaya isyan artacak, nasihatlere kulak asılmayacak,

5-      Ölçü ve tartıda hile yaygınlaşacak,

6-      Şehirlere göç artacak, binalar yükselecek,

7-      Kötü ve ehliyetsiz kimseler itibar görecek, yönetim onlara geçecek,

8-      Kumar, fal revaç görecek, vaktin bereketi kalkacak,

9-      İsraf artacak, herkes dünyalık menfaat peşine düşecek…

İnşallah içinde bulunduğumuz bu israf, rant, hayasızlık ve güvensizlik buhranından tez zamanda kurtulacağımız günleri helak olmadan önce görürüz.

Daha güzel günlerde buluşmak duasıyla Allah’a (c.c) emanet olunuz.

 



YORUM YAZ
Bu habere yorumlar
Yazarın Diğer YAZILARI
eskişehir güvenlik kamerası