28 Haziran 2017 Çarşamba
Bu şehirde hiçbirimiz güvende değiliz artık!

Bu şehirde hiçbirimiz güvende değiliz artık!

Konuk Yazar
Konuk Yazar

Bu şehirde hiçbirimiz güvende değiliz artık!

Önceki akşam işten çıktık. Yörükoğlu Sokak’tan yürüyerek Atatürk Bulvarı’na çıkacağız. Sokak üzerinde bir anaokulunun olduğu bina var. O binanın önünden geçiyorduk ki bir hırıltı sesi duyduk. Sonrasında da kaldırımın üzerinden kalkan bir köpeğin bize doğru havladığını gördük. Sonra yolun karşı tarafına geçti. Biz de bu arada sol taraftaki kaldırıma geçerek ondan uzaklaştık ve kendisiyle bir problemimiz olmadığı mesajını verdik. Ancak bizim bu mesajımız pek anlaşılmamış olacak ki yolun karşısından bize doğru, gözlerini kan bürümüş gibi, saldırmak için hazırlanmaya başladı.

O sırada onun havlamalarından hemen sonra yolun diğer tarafında bulunan boş arazilerin içinden birkaç köpeğin sesi daha duyulmaya başladı. Gecenin karanlığında görünmüyorlardı ancak seslerinden hareket halinde oldukları ve bulunduğumuz yöne doğru yaklaştıkları anlaşılıyordu.

 O sırada Erinç Pütün’ün başına gelenler geldi aklımıza. Bir an ne yapacağımızı düşündük. Köpeğin kendisinden korkmadığımızı anlaması lazımdı. Aksi takdirde, cesaret bulursa, üzerimize saldırmaktan çekinmeyecekti. Yerden taş alır gibi bir hareketle bizden biraz uzaklaşmasını sağladık. Sonra yolun karşısına geçip oradan aldığımız bir taşla kendisini korkuttuk. 10-15 metre kadar tarlanın içine kaçınca biz de oradan koşabildiğimiz kadar hızla koşarak ara sokaklarda izimizi kaybettirdik. Arkamızdan gelmeye kalkıştılar mı bilmiyoruz, ancak böyle durumlarda tehlikenin olduğu yerden daha güvenli yerlere en kısa sürede ulaşmanın en akıllıca yol olduğunu, hayvanlarla inatlaşmanın, olayı büyütmenin anlamsız olduğunu biliyoruz. Biz de öyle yaptık.

KÖPEK ÇOK BÜYÜK DEĞİLDİ AMA ÖFKESİ BÜYÜKTÜ!
 Üç yıldan daha uzun bir süreden beri kullandığımız bir sokak Yörükoğlu Sokak. Sokak üzerindeki köpeklerin ismini bile biliyoruz. Hemen her gün Ahmet Yalçın’ların Vegas’ına, Tekin Ay’ların Paşa’sına selam vermeden geçmiyoruz. Önceki akşam bizim karşımıza çıkan ve çok saldırgan olduğu her halinden belli köpeği orada daha önce hiç görmemiştik. Ancak şunu söyleyebiliriz ki ilk defa gördüğümüz köpek, çok iri olmamasına rağmen, bize saldırmaya yeltenecek kadar cesur ya da öfkeliydi!

 Dün sabah, önceki akşam o köpekle karşılaştığımız yere yakın konutları tek tek dolaşarak böyle bir köpekleri olup olmadığını sorduk. Yanılmamışız; kimsenin öyle bir köpeği yoktu. Zaten köpeği olanlar, kendi konutlarının hemen yanındaki bahçenin bir bölümünde muhafaza ediyorlardı. Bizim karşılaştığımız o köpek buralara ait değildi. Sabah etrafta bir tur attık, yolun bir kenarında bulunan boş tarlalara da baktık. Ancak ne o köpekten ne de daha başkalarından eser vardı.
Erinç Pütün’ün köpekler tarafından parçalanarak öldürülmesinden sonra bir yazı yazmış ve bu tür saldırıların ve o saldırılar sonundaki ölümlerden bizlerin, yani şehri başıboş hayvana boğan şehir sakinleri ile görevlerini yerine getirmeyi bir türlü beceremeyen belediyelerin sorumlu olduğunu yazmıştık. Görüşümüz değişmiş değil!

BU KÖPEKLERE BİR ŞEYLER Mİ OLUYOR?
 Önceki akşam yolumuzda yürürken bize saldıran köpek belki de kısa bir süre önce saldırıya uğradı. İşin o yönünü bilemiyoruz. Ancak şehirdeki bazı köpeklerin benzer bir tavır içinde bulunması ihtimali mevcut. Bu konunun hassasiyetle araştırılması, üzerinde ciddiyetle durulması gerekiyor. Bizim yerimizde kendini savunmakta zorlanan bir çocuk ya da bayan da olabilirdi ve o köpek tarafından kendisine zarar verilebilirdi.

 Erinç Pütün’ün dramatik ölümünden sonra şehirde yaşayan insanların büyük kısmının bizden çok farklı düşünceler içinde hareket ettiklerini, kimilerinin gördükleri köpekleri öldürmeye ya da zarar vermeye çalıştıklarını duyuyoruz.
Şurası var ki, insanların kendi başlarına, gördükleri hayvanlara zarar vermesi ya da zarar vermeye kalkışmasının hiçbir faydası olmaz ve zaten bu yasal olarak suç da. Bu konuda belediyelerin sistemli ve samimi bir çalışma içinde bulunmaları lazım. Eskişehir’in neresine giderseniz gidin köpek sürüleri ile karşılaşıyorsunuz.

SÜMER MAHALLESİ’NDE OLUYORSA HER YERDE OLUR!
 Başıbozukluk insanlar için de hayvanlar içinde en büyük tehlike; nerede ne olup biteceğini bilemediğiniz gibi sonuçlarını da kestiremezsiniz. Erinç Pütün’ün dramatik ölümünden sonra bu şehirdeki başıboş köpeklerin hiçbirisi güvende değil; aynı kapsamda bu şehirde yaşayan insanların hiçbirisi de güvende değil. Eskişehir’in en gözde semtlerinden Sümer Mahallesi’nde biz bir köpeğin saldırısına uğrayabiliyorsak (işi uzatmaya kalksaydık belki birkaç köpekle daha karşılaşacaktık) şehrin her mahallesinde her insan benzer saldırılarla karşı karşıya kalabilir.

 Huzur Mahallesi’nde evimizin bulunduğu bölgede de çok fazla köpek var ve garip bir şekilde köpeklerin son zamanlarda daha agresif olduklarını gözlemliyoruz. Belki de bu işin içinde başka bir iş vardır. İşin o yönünü bilmiyoruz. Biz kendi başımıza gelen bir hadiseyi olduğu gibi sizlere aktardık. Aktardık ki hepimiz tedbirimizi en üst düzeye çıkaralım, her an ve her yerde dikkatli olalım!

 Belediyeler de ellerini çabuk tutsunlar. Çünkü insanların sokak hayvanlarına karşı tutumları keskin bir biçimde değişiyor. Sokak hayvanları için oraya buraya konulmuş battaniyeler, yiyecekler, su kaplarının büyük bölümü kaldırılmış!

Bu işi en kısa sürede; mümkünse hiçbir canlı zarar görmeden (ne insan ne bir hayvan) çözmek zorundayız. Hem ne olup bittiğini bilimsel olarak ortaya koymak hem de gerekli tedbirleri acilen hayata geçirmek durumundayız.

 

Sezai Şen
2eylül Gazetesi 



YORUM YAZ
Bu habere yorumlar
Yazarın Diğer YAZILARI
eskişehir güvenlik kamerası