18 Aralık 2017 Pazartesi
Fikirci Bey: EY CHP SEÇMENİ GEÇTİ O DEVİRLER

Fikirci Bey: EY CHP SEÇMENİ GEÇTİ O DEVİRLER

Konuk Yazar
Konuk Yazar

Fikirci Bey: EY CHP SEÇMENİ GEÇTİ O DEVİRLER

Önümüzde çok önemli bir dönemeç var. Anayasa değişikliğini oylayacağız hep beraber. Kim kazanacak kim kaybedecek? Ya kaçırılan fırsatlar..

GEÇTİ O DEVİRLER ARTIK

1980’den bu yana demokratikleşme ve barış yönünde önümüze çıkmış çok büyük bir fırsat heba edildi.

AK Parti iktidarı, AB uyum süreci yanı sıra kendi başlattığı çeşitli “açılım süreçleri” ile ülkede çok kapsamlı bir demokratikleşme süreci başlattı. Azınlık vakıflara 1014 gayrı menkul iade edildi, azınlıkların ibadetlerini düzgün bir şekilde yerine getirebilmeleri için ibadethaneleri restore edildi. Sümela Manastırı, Akdamar Klisesi gibi bir asırdan fazla bir süredir kapalı olan mekânlar ibadete açıldı. Alevi açılımı çerçevesinde 2002’de 106 olan cem evi sayısı AK Parti döneminde yüzde 900 artarak 937’ye ulaştı. Siyasi partilerin, gazete kupürlerine dayanılarak kapatılması rezaleti sona erdirildi. (Not düşelim; partileri en fazla kapatılan Kürtlerin o dönem meclisteki temsilcileri, siyasi partilerin kapatılmasını zorlaştıran yasaya CHP ile beraber muhalefet etti).

Tabi ki bundan en fazla yararlanan daha önce “Ben Kürtüm” demeleri bile 10 yıl hapisle sonuçlanan Kürtler oldu. Artık kendi özel radyo ve tv’lerini açabiliyorlar, kendi kullandıkları dilde seçim ve siyasi propaganda yapabiliyorlar ve hatta adında “Kürdistan” geçen bir parti bile kurabiliyorlardı.

Nihayet ülkede iç savaşı hedefleyenleri bertaraf etmek ve katılımcı bir yönetim kurmak için barış süreci başlatıldı. İki yıl barış yaşandı.

Ancak bilindiği üzere önce süreç sabote edildi. Ve birkaç ay içerisinde bütün bu demokratik atılımları sağlayan AK Parti en büyük Kürt karşıtı, Başkanı da en büyük Kürt düşmanı ilan edildi. Bu konuları daha önce de yazmıştım detayına girmeyeceğim. Gelmek istediğim nokta Anayasa konusunda nasıl bir fırsatın kaçırıldığıdır.

Bilindiği gibi 2015 Haziran seçimlerinde ilk kez barajı aşıp parlamentoda 80 milletvekili ile temsil edilen HDP, derhal AK Parti ile barış için dayanışmaya girip yeni ve daha demokratik bir anayasanın hazırlanması, kazandıkları hakların yeni bir anayasada perçinlenip kalıcı olması için siyasi mücadele vermek yerine, “Devrimci halk savaşı” başlatma kararı alan PKK’nın gölgesinde ezildi ve hendeklerde hem barış sürecini heba etti hem de Türkiye’de oluşan yumuşama ve barış ortamını politize ederek sadece tüm Türkleri değil, kendi halkını da kaybetti. Oysa şu an belki de hükümet ortağı ve yeni anayasayı hazırlayan ikinci güç durumunda olabilirdi.

Şimdi yüz küsur yıl hapis istemi ile yargılanan Demirtaş hala barış masasına dönmekten bahsediyor. Sanki zamanında o masadan kendisi kalkmamış ve masaya tekme atmamış gibi.

2014 sonunda oluşan o barış ikliminin, o hoşgörü ikliminin tekrar geri gelmesi artık çok zor. HDP’nin ihanetini görüp ondan uzaklaşan AK Parti, MHP’den destek aldı. Bu siyasi dayanışma da tabi ki yeni anayasaya yansıdı. Herhalde bu durumda Kürtler anayasada kendilerine daha fazla hak kazandıracak bir açılım beklemiyorlardır ve bunun tek sorumlusu da kendi temsilcileridir.

1980’den beri dar gelen, yırtılan, delik deşik edilen anayasa yerine geniş ve demokratik bir anayasa yapma ihtimalimizi HDP-PKK yok etti.

Değişiklik neredeyse başkanlık sistemine geçmekle sınırlı gibi görünüyor ve CHP içeriği konusunda hiçbir fikir yürütmediği değişikliğe kategorik olarak karşı çıkıyor ve her zaman olduğu gibi her şeyi engellemeye, hatta bu yolda ona buna saldırıp ısırmaya, ağız burun kırmaya kadar gidiyor.

Oysa anayasa değişikliğinin yaptığı en önemli şey yıllardır ezilen, etkisizleştirilen, çelme  yürütmeyi, yani milli iradenin yürütme gücünü kuvvetlendirmek ve onu sistem dışı müdahalelerden, yani vesayetten kurtarmak. Artık tam önemli bir görüşme anında bir gensoru ile düşürülen gevşek koalisyonlar olmayacak. Bir hükümet kurmak için iki parti birleşip yine de yetmeyen 3-5 milletvekilini milyon dolarlarla satın alıp bir de onları bakan yapmak veya o parti yandaşlarına kamuda yüzlerce istihdam sözü vermek zorunda kalmayacak.

Seçilene beş yıl genel olarak dokunulmayacak ve o da projelerini rahatça hayata geçirebilecek. Daha önce bir kez daha belirtmiştim. Bizim birinci hükümetimiz 1922, AK Partiden önceki son hükümetimiz ise 2002’deki 57. hükümettir. Yani 80 yılda 57 hükümet. (80/57=1.4) Yani seksen yıldır herhangi bir hükümetin ortalama ömrü birbuçuk yıl bile değil. Bir buçuk yılda kim, hangi projeyi hayata geçirebilir? Hangi reformu sonuçlandırabilir? Hangi köprüyü, tüneli projelendirip, ihale edip, inşa edebilir?

İşte şimdi iktidara gelen partiye, projelerini (tabi varsa) gerçekleştirmek için beş yıl fırsat verilecek. O zaman anlaşılacak kimin icraat yapıp, kimin yapmadığı.

İşte CHP bunun için direniyor değişikliğe. Çünkü Türkiye için anlamlı, gerçekleştirilebilir bir projesi yok. Koalisyonlar mümkün olmadığı için de muhtemelen iktidara hiç gelemeyecek. Eskiden askeri ve sivil bürokrasi, juristokrasi  vb gibi vesayet kurumlarının ve 5. Kuvvet hareketlerinin demokrasi dışı girişimleri ile yani vesayet sayesinde  iktidar görebilmiş  CHP, bu vesayetin yıkılmasını istemiyor.

Tarih, Türkiye’de vesayetin ölürken çok fena can çekiştiğini, kolay kolay gebermediğini, son nefesinde sağa sola saldırıp meclis kürsüsünü parçalamaktan, milletvekillerini ısırıp boğmaya kadar her türlü yolu denediğini yazacak.

Ben CHP seçmenine sesleniyorum, artık bu “her şeyi rejim sorunu olarak algılayan”, hayatla alakasız bir takım suni sebeplerle ortalığı velveleye veren, kısır kavgaların adamı bu eblehler sürüsünden kurtulun.

Yapılacak referandumda EVET deyin ve ferahlayın lütfen..

Ve böylece kendinize somut projeleri olan, uzun dönemli hedefleri olan insanlar bulmuş olun.

 

Geçti o devirler artık.

Twitter Fikirci Bey: @kalemciler




YORUM YAZ
Bu habere yorumlar
Yazarın Diğer YAZILARI
eskişehir güvenlik kamerası