26 Haziran 2017 Pazartesi
BU GÜNLERDE

BU GÜNLERDE

GÜNDOĞDU YILDIRIM
GÜNDOĞDU YILDIRIM

BU GÜNLERDE

BU GÜNLERDE

Dünya mı küçülüyor, teknolojik gelişme mi çok iyi; yoksa toplumsal hareketlilik mi çok fazla bilemiyorum ama ülke ve dünyada gündem çok hızlı değişiyor. Gündemde olan bir konuyu tam yazmaya karar verdiğimde, birde bakıyorum yerinde yeller esmiş, insanlar farklı şeyleri konuşmaya çoktan başlamışlar bile.

Gündem ne kadar değişirse değişsin sorunlar hiç değişmiyor. Sadece sırasının tekrar kendisine gelmesini bekliyor.

  Değişen sadece gündem!

Sürekli dönen bir gündem var. İktidar ve muhalefet, eğitim, hayat pahalılığı, adli vakalar, ekonomi ve diğerleri...

 “Belirli Gün ve Haftalar gibi”

Konu çok ne zaman yazar san yaz, zamanı geçmiş olmaz. Kanayan yara her zaman işlenebilir.

 Her zaman kanar yaralar.

Yatılı okullardaki cinsel istismar konuşulduğunda onun gündemi geçmiş, sorunun çözümü için belli bir aşamaya gelinmiş denilip, artık bu konu konuşulmasın denilebilir mi? Yok sayılabilir mi?

Bu günlerde toplumun vicdanını yaralayan,  dikkatini çeken olay doğal olarak, yatılı okullardaki taciz olaylarıydı.

İlkokul ders kitaplarında bir şiir vardı, “gitmesek de, görmesek de o köy bizim köyümüzdür” diye. Zaman zaman gündeme taşınan yatılı bölge okulları ve diğer okullarda yaşanan taciz olayları  yıllardır kanayan bir yaraydı. Nedense, medyaya düşünce, birden duyarlılık duygularımız kabarıyor.

Toplumsal duyarlılıklarımız, reflekslerimiz zayıfladı; nereye kızacak, nereye  tepki verecek; hangi sorunları gündeme taşıyacak, çözülmesi için adım atacak ne gücümüz nede direncimiz kaldı.

O kadar duyarsızlaştık ki; sorunların nasıl çözüleceğine dair en ufak bir öngörümüz bile olmaz oldu. Kabullenmişlik, her şeyi normal, sıradan görür olduk. Kanıksadık, kabullendik.

Bu ülkenin akademisyenleri, bilim adamları, siyasetçileri bir araya gelip, yatılı okullardaki cinsel istismarları enine boyuna tartışıp, çözüm yolları aradılar mı? Meclis gündemine taşınıp konuşuldu mu? toplum böyle bir taleple gündem oluşturdu mu?

Her zaman yapılan gibi linç kültürü yaratıp, suçu kişileştirmek, en kısa zaman içinde hasır altı etmek gibi bir yol tutturuldu.

 Ülkede sorunlar böyle çözülmek istediğinden tekrar sıra gelinceye kadar beklemede kalacak ve en acısı da tekrar gündeme geldiğinde ilk kez oluyormuş, ilk kez yaşanıyormuş, ilk kez duyuluyormuş gibi tuh! Vah! denilecek.

Bu günlerde çok şey oluyor, olacak!

Yarınlar içinde keza öyle.

Dünya var oldukça sorunlar var olmaya devam edecek. Sorunsuz bir dünya görmek çok zor. Hele böyle bir sistem içinde yaşarken.

Özlemek, umut etmek! İnsani bir duygu. Yüreği olan, duyarlılığı olan her birey sorunları azaltmak, yaşanası bir dünya  var etmek adına çaba gösterir, elinden geleni yapmaya çalışır. Yaptığı kadar vicdanı rahatlar.

Kadına bakış, çocuklara taciz tabii ki en önemli ve en duyarlılık isteyen meselelerdir. Okuyup veya izleyip geçmek, insanlık onuruna yakışmaz. Düşünmek, kafa yormak herkese düşen büyük bir görevdir.

Bu sorumluluk bilinci ile her kesimde tartışılmalı, kafa yorulmalı, çözüm yolları aranmalıdır. Yoksa;  olayın yaşandığı okullara soruşturma açmak, “tamam olaya el koyduk” , “görevden aldık” , “suçluları bulduk” demek ne kadar sorunu kökten çözücü bir çaba olur?

Sorunlar her yönüyle irdelenir, toplumsal, ekonomik ve de sosyal açılardan bakıldığı zaman, çözülür veya bir adım atılmış olur.

 



YORUM YAZ
Bu habere yorumlar
Yazarın Diğer YAZILARI
eskişehir güvenlik kamerası