27 Mart 2017 Pazartesi
YENİ BİR VATİKAN MI (1)

YENİ BİR VATİKAN MI (1)

Nevzat Laleli
Nevzat Laleli


            Nevzat Laleli   nlaleli@mynet.com    www.yuvamiz.net

Güncel yazılar serisi     

AKP hükümeti AB’ye (Avrupa Birliğine) girebilmek için birlik üyesi olma şartlarında bulunmayan ve hiçbir üye devletin de üye olurken yerine getirmediği konularda, AB’ye ve Dünyanın jandarmalığına soyunan ABD’ye taviz üzerine taviz vermektedir.

Henüz üye olmadan “Gümrük Birliği protokolünü” imzalayan DP’li Tansu Çiller hükümeti, bizim ekonomide ve ticarette elimizi kolumuzu bağlamış, mallarımız AB ülkelerine gümrüklü olarak girerken onların mallarından gümrükleri düşürmemiz sebebiyle Türk sanayicileri ve üreticileri imalat ve üretim yapamaz hale gelmişlerdir. Hele Çin’in ucuz ve harcıâlem mallarının AB ile yaptığı ticari anlaşmasıyla, AB ülkelerine ve Gümrük Birliği anlaşmasını imzalamış Türkiye’ye de girmesi, ticari hayatımızı felç etmeye yetmiştir.

AKP’li Erdoğan hükümeti de daha üyelik durumumuz gerçekleşmeden “AB Anayasasını” Türk düşmanı bir papazın heykeli altında imzalayarak, bizi henüz kabul etmemiş olan AB’ye kendilerini bağlı hissetmeye başlamıştır. Hatta bunun için aynı günün gecesi (Başbakanın Brüksel’den dönmesi) Ankara’nın Kızılay meydanında havai fişek atarak, şarkıcı ve türkücülere şarkı söyleterek bayram olarak kutlamışlardı.

Aradan geçen zamanda “AB uyum yasaları” adıyla kendi yasalarımızı onların yasalarına uydurma çalışmaları yapılmış bunu için “Kanunlarımızda zina suçunun suç olmaktan çıkartılması, domuz eti kasaplık et statüsüne alınması” gibi birçok yasa değişikliğine gidilmişti.

Bu çalışmalar bir taraftan devam ederken “Tapu ve kadastro kanununda” yapılan değişikliklerle, “yabancılara gayrimenkul (taşınmaz mal edinme) alma hakları verilmiş, o günden bu yana milyonlarca metre kare arsa başta Yunanlılar olmak üzere İsraillilere, Almanlara vb. yabancı ülke uyruklularına satılmıştır. Bundan bir müddet önce hazırladığım “vatan toprağı satılır mı” başlıklı yazımda bununla ilgili bilgiler ve satışa ait doküman liste vermiştim.

YİĞİDİ ÖLDÜREN KAMÇI

Cumhuriyet tarihinde gelen bütün hükümetlerin toplamından fazla borçlanmayı da gerçekleştiren AKP iktidarında iç ve dış borç toplamında 450 milyar dolara ulaşmıştır.

Hükümet borçlanmayı azaltmak, yapılan borçların ödenerek gelecek nesillerimizin borç yükünden kurtarılması için yatırım, imalat ve üretim seferberliği başlatacağına, ihracat hamlesi yaparak, ithalatı yapılan malların yerli üretimle karşılanması yoluna gideceğine, “Özelleştirme” adıyla KİT’leri (Kamu İktisadi İletmeleri) yabancılar başta olmak üzere ucuz-pahalı birer ikişer sattı. Bunlardan temin edilen paraların hemen hepsi iç ve dış borç faizlerine yatırılarak ülke bir yok oluşa giderken, iç dış rantiye çevreleri kârlarına yeni kârlar ilave etmişler ve Türkiye’yi “Para kazanma cenneti” ilan etmişlerdir.

Bu arada ülke ekonomisinin para depoları olan banlarımız da bu çılgınca gidişten nasibini almış, bankacılık sektörü ve Borsamızın yüzde 70’i yabancıların eline geçmiştir. Şu Yunanlılar bile bizden Finansbank’ı satın almışlardır.

İş bununla da bitmiş değildir. Şimdi çok daha tehlikeli oyunun başımıza patlamasına ramak kalmıştır. O oyun, Vatikan gibi bir devletin Türkiye’de de kurulması çalışmasıdır.

Lozan antlaşmasında Türkiye’de bırakılan Fener Rum Patrikhanesi, Fatih Kaymakamlığına bağlı ve sadece Rum uyruklu vatandaşlarımızın ibadet ve ayin ihtiyaçlarını karşılamak için çalışmalar yapabiliyordu.

Ancak bizim “hangi şart ve şekilde olursa olsun AB’ye gireceğiz” isterisiyle hareket eden idarecilerimiz, AB’li ve ABD’li yöneticilerin karşımızda her an gündeme getirdikleri bazı tavizler vermemizi isterlerken bunun karşılığında AB’den bir takım maddi ve manevi kazançlar elde etmemize ait elimizdeki bütün kozlarımızı kaybetmişizdir.

Kıbrıs’a ait elimizde bulunan yasal hakların verilmesi bunlardandır. Durduk yerde Başbakanın “Kıbrıs’ta çözümsüzlük çözüm değildir” söylemiyle altın tepsi içerisinde Yunanlılara sunulmuştur. Ve işte Fener Rum Patrikhanesi aldığı idari ve kanuni tavizlerin yanı sıra “Vakıflar Kanunu değişikliği” ile artık bir daha güçlü konuma gelmek üzeredir.

DEVLET İÇİN DEVLET Mİ?

           Yunanlıların, ülkemizdeki Rum uyruklu vatandaşlarımıza ilgileri çok açıktır. Daha geçenlerde ülkemizi ziyaret eden Yunan Başbakanının hükümetimizden istediği taleplerine bir bakar mısınız? Ruhban okulu açılsın, Patriğe Ekümeniklik tanınsın, Fener Patrikhanesinin yeni gayrimenkul alımına izin verilsin, yurtdışında gönderilen yardımlara müdahale edilmesin, Rumların eğitim ve öğretimlerine Milli Eğitim karışmasın (Tevhid-i Tedrisat kanunu delinsin) gibi birçok istekler.

1974 de bizi Kıbrıs Barış harekâtını yapmaya zorlayan olay Kıbrıs Rumlarının EOKA adıyla kurdukları katliam çetelerinin Kıbrıslı Türkleri katletmeleri değil midir? O zaman da Yunanlıların bu katil çetelerine nasıl destek verdikleri unutulmuş mudur?

Şimdi de “kuzu postuna bürünmüş kurt” Rumlar, MEGALO İDEA’larını gerçekleştirmek (Büyük Helen Devletini kurulması ve İstanbul’un Kostantinopolis olması) için çalışmıyorlar mı? Hala okul kitaplarında Yunan çocuklarına bunlar öğretilmiyor mu? Bizim, Sultan Fatih’in fethinin bir sembolü olan ve cami iken kapatıp müze yaptığımız Ayasofya’yı tekrar kilise haline getirmeyecekler mi?

Fener Rum Patriği daha şimdiden kendini Ekümenik ilan etmemiş midir? Koç gurubunda Mustafa Koç kendi yatıyla Patriği bir Karadeniz seyahatine çıkartarak Rus şehirlerindeki Ortodoks Papazlarına empoze etmemiş midir?

Patrikhanede uzun yıllardır kapalı tutulan “KİN KAPISI” niçin kapatılmıştır ve hala niçin açılmamaktadır?

Batı Trakya’daki Müslüman Türklerin perişan hallerini ayrıca açmaya lüzum görmüyorum. Bunlar bırakın Türkiye Diyanet işleri Başkanlığıyla temas kurmalarını, kendi müftülerini bile seçememekte, camilerini onaramamakta, çocuklarına Türkçe eğitim ve öğretim verememekte, dini ihtiyaçlarını yeterince karşılayamamaktadırlar.



YORUM YAZ
Bu habere yorumlar
Yazarın Diğer YAZILARI
eskişehir güvenlik kamerası