27 Mart 2017 Pazartesi
GENÇLİK UYUŞTURUCUYA TESLİM

GENÇLİK UYUŞTURUCUYA TESLİM

Nevzat Laleli
Nevzat Laleli


                    Nevzat Laleli - nlaleli@mynet.com

Ateş bacayı sardı yazı serisi: 1                                                        

Gençlik, bir milleti geleceğidir ve maalesef biz bugün millet olarak gençliğimize gerekli ilgiyi gösteremiyoruz. Gençliğimiz; “önce kendisine, sonra ana ve babasına, sırasıyla çevresine, milletine ve bütün insanlığa faydalı bir insan olmalıyım” idealine sahip olmalıdır ki bütün insanlık huzur ve saadet içinde olsun. Fikir ve ideal sahibi olamayan bir gençlik, hedefini bulamayan bir serseri kuşun gibidir ve her gittiği yere felaket getirir. Ona milli değerlerimizi öğreterek bir ideal aşılayamadığımız gibi onun insanlığı yok edecek davranışlar içerisinde olmasına da ses çıkarmamaktayız. Öyle olmasaydı, gencin eline bir kişilik göstergesi olarak verilen sigaranın kullanma yaşı, 11’e yani ilköğrenim yaşına iner miydi? Uyuşturucuya başlama yaşı 15’e dayanır mıydı? Bugün ülkemizde her beş liseliden birinin uyuşturucu kullandığını görüyor feryat ediyoruz.

YOK, OLUŞA GİDİYORUZ

Milli değerlerimize bağlı, her yönüyle bütün insanlığa örnek sapasağlam bir millet, geçtiğimiz 100 – 150 yıldır kendi öz değerlerinden uzaklaştı ve yok oluşa sürüklendi? “Yok, oluş” ifadesini öyle rast gele söylenmiş bir söz kabul etmeyin. Bu netice sosyal, kültürel, siyasal boyutlarda inceleme yapan her aklı başında insan tarafından ortaya konmaktadır.

Emniyet Genel Müdürlüğünün yayınlanan yıllık “suç ve suçlular” bültenlerinde suç ve suçluların her yıl büyük bir oranda arttığı açıkça görülmektedir. Uyuşturucu kullanımı son bir yıl içinde % 24, boşanma oranları ise % 340 oranında artmıştır. Anasını, babasını bıçaklayan hatta öldüren, öğretmenine silah çekerek onun yaralanmasına ve ölmesine sebep olan gençlerimiz vardır. Bu gün okul önlerinde “ekmek arası köfte” diyerek satılan uyuşturucular için bir önlem alınmamaktadır. Sözde alınan bütün polisiye tedbirler ise bu derdimize çözüm olmaktan çok uzaktır. Bu yangın gittikçe büyümekte, “ciğer paresi” evlatlarımız uyuşturucunun pençesi altında inim inim inlemektedirler.

HÜKÜMET NE YAPIYOR

Gazete ve televizyonlar, 2007/Haziran başında İstanbul Bağcılar Lisesi bodrumunda ki soyunma odasında ve teneffüs Aralığında 3–4 kız öğrencinin, en tabii insan haklarından olan “ibadet özgürlüklerini kullanarak” namaz kıldıkları için “tef’e konup çalındılar”.  Uyuşturucunun tek panzehiri, geçlerin İslam’a inanması ve ibadetlerini muntazam yapması iken, Gazeteler ve televizyonlar olayı bir suçmuş gibi takdim edince, bu işlere duyarlı (!) hükümetimiz sorumlular hakkında hemen soruşturma açtırdı.

Hâlbuki 2005–06 öğretim yılı sonunda (geçen sene) İzmir’in 30 lisesinde (her lisede ortalama 500 genç var) 15.000 genç kız ve delikanlının önüne “Cinsel anketi” olarak konulan sorularda gençlerimiz açıkça fuhuş ve zinaya iterken aynı hükümet buna sadece seyirci kaldı. Sorumlular hakkında en küçük bir soruşturma açmadı, açtıramadı.

2002 seçimlerinde Anayasayı bile değiştirebilecek bir güçle (550 milletvekilinin 368’ini alarak) iktidara gelen AKP Hükümetinin, Başbakanın, bakanlar kurulunun, Milli Güvenlik kurulunun veya TBMM’nin gündemlerinde; “Gençlerimizin uyuşturucudan kurtarılması” diye bir günden maddesi koyduklarını hatırlıyor musunuz? Böyle bir endişe taşıdıklarına şahit oldunuz mu? Ama siyasi arenada 40 yıldır devam eden “Horoz dövüşü” senaryosu bu seçim (2007) öncesi, AKP ve CHP arasında geçmesi ve vatandaşın seçimde bu ikiliden birine oy vermesinin temini için bütün güçleriyle çalışmaktadırlar.

HALKIN GÜNDEMİ NEREDE

Evlatlarımızın kullandığı bu zehir, bütün çabalarına rağmen maalesef halkımızın gündemine de gelmemektedir. Büyük trajlı gazeteler, seyredilme oranı (reytingi) yüksek televizyonlar bu felaketin halkın gündemine girmesini değil halkın boş şeylerle oyalanmasını kendilerine “prensip” yaptıklarından, sadece onunla uğraşmakta ve halkın gündemini boş şeylerle doldurmaktadırlar.

Bu zehire kimler, kurban vermiyorlar ki? Ya tanınmış ve sevilen bir ailenin çocuğu, ya meşhur bir insanın evladı her gün gazete sütunlarında ya da televizyon ekranlarında karşımıza geliyor ve maalesef ölüyor. “Acaba benim çocuğum da uyuşturucu kullanıyor mu?” veya “Benim çocuğum acaba bugün mü, yoksa yarın mı uyuşturucu kullanacak” endişesiyle her gün kahroluyoruz. Bizim bahçemizde yetişen bu zakkum ağacının dikeni bir gün bize de batacak, o zaman ağlamanın ve sızlamanın hiçbir faydası olmayacaktır.

               PANZEHİR NEREDE

Çocuk ve gençlerimizin içki, sigara ve uyuşturucuya karşı tek panzehiri olan Kuran-ı Kerim’in okutulması önündeki engeller maalesef sürmektedirler. Bugün hala 15 yaşından önce çocuklarımız Kur’an kurslarına alınmamakta, İmam Hatip liselerinin önündeki katsayı sebebiyle çocuklarımız bu okullara gidememekte, “Başörtüsü zulmü” nedeniyle kızlarımız lise ve üniversitelerde okuyamamaktadır. Uyuşturucu serbestçe kullanılabildiği, ilacın da elinin bağlı olduğu bu ortam bize, Nasreddin Hoca’nın; “Aman, Ya Rabbi. Burası ne biçim köydür. Köyün köpeklerini salıvermiş, taşlarını da bağlamışlar” diyesi geliyor.

OY’UMUZA SAHİP ÇIKALIM

Halk olarak biz ne yapabiliriz? diyemeyiz. Bizim gerçek gündemimize kör ve sağır olan gazete, televizyonlar okunmaz ve izlenmez, onlara reklâm verilmezse derhal yola geleceklerdir. Beş senede bir yapılan seçimlerde vatandaşın en büyük silahı “oy”dur. Bu bir kere elinden alındı mı bir sonraki beş sene konuşmaya hakkı olmamaktadır. O halde vatandaşımız “oy’una” sahip çıkmalı, gerçek gündemle ilgilenmeyerek “horoz dövüşü” yapanların ve yaptıranların konuşmalarına “oy vermemelisin”. Milli değerlerimizi ayaklar altına alacaklara değil, onu başının üzerinde taşıyanlara “oy” vermelisin Ta ki çocuk ve evlatlarımız içine düştükleri uyuşturucu bataklığından bir an evvel kurtarılsınlar.



YORUM YAZ
Bu habere yorumlar
Yazarın Diğer YAZILARI
eskişehir güvenlik kamerası