25 Mart 2017 Cumartesi
D–8 BUHRAN ÇAĞININ İLACIDIR

D–8 BUHRAN ÇAĞININ İLACIDIR

Nevzat Laleli
Nevzat Laleli


Nevzat Laleli   nlaleli@mynet.com    www.yuvamiz.net

Güncel yazılar serisi(1)

1997 yılının 15 Haziranında Gelişmekte ve nüfusları 60 milyondan fazla olan 8 ülke üst düzey yöneticileri Türkiye’nin başkanlığı ve ev sahipliğinde İstanbul Çırağan Sarayında toplanarak “D – 8” adında bir ittifak kurdular. O gün ülkemizde Refah-Yol hükümeti ve Başbakan olarak da Prof. Dr. Necmettin Erbakan bulunmaktaydı.

Bu gün aradan tam 12 yıl geçmiş bulunuyor ve bu D - 8 ülkeleri yani Türkiye, İran, Pakistan, Bengaldeş, Malezya, Endonezya, Mısır ve Nijerya, 12. kuruluş yıl dönümünde tekrar İstanbul’da bir araya gelmenin hazzını yaşamışlardır. Kuruluşun 12. yılını kutlanması yine İstanbul’dur ve tarihler 20.Haziran.2007 cumartesiyi göstermektedir.

BATININ DÜŞMANI İSLAM

21. Asra girerken, Sovyet Sosyalistler Birliği dağılmış ve bu birliğin enkazından Rusya başta olmak üzere küçüklü büyüklü birçok devlet bağımsızlığını ilan etmişti. Batılı ülkelerin kendi çıkarlarını korumak ve Sovyetlerin yayılmacılığının önüne geçmek maksadıyla NATO ittifakını kurmuşlardı.

Sovyetler Birliğinin dağılması üzerine NATO’nun kuruluş gerekçesi ortadan kalkmış, bunun devam edip etmeyeceği görüşmek üzere NATO üyesi ülkelerin Devlet Başkanı ve Başbakanları 1990 yılında İskoçya’da bir toplandılar.

Toplantıda bir konuşma yapan İngiltere başbakanı Margret Teacher; NATO’nun devam etmesi gerektiğini söyleyerek, “İdeolojiler düşmansız yaşayamazlar. Bizim Komünizm gibi bir düşmanımız ortadan kalkmışsa da bir düşman tanımlamamız gerekmektedir ve bu düşman vardır. Bu düşman İslam’dır. Dolayısıyla NATO’nun lağvedilmesi değil yaşatılması ve düşman olarak İslam’ı kendine hedef alması gerekmektedir” diyerek, NATO’nun ve Avrupa’nın 21. asra girerken yeni düşmanını tanımlamış ve ilan etmiştir.

Böylece Batı tarihte yaptığı ve her seferinde yenilerek geri püskürtüldüğünü unutarak be kere “20. Haçlı seferlerine” başlamış bulunmaktadır. Nitekim NATO’nun düşman rengi daha önce kırmızı iken bu renk yeşil olarak algılanmaya başlanmıştır. Nitekim ABD Başkanı George W. Bush, Irak işgaline başlarken basına ve halka açık bir konuşmasında “hareketlerinin bir Haçlı seferi olduğunu…” söyleyerek 21. yüz yıl gibi güya medeni bir dönemde Batılı taassuplarını bir kere daha ilan etmiş olmaktaydı.

Globalleşme, Küresellik ve BOP (Büyük Ortadoğu Projesi) gibi kelimelerle tarif edilen batılı Haclı Orduları harekâtının ne olup olmadığı, Irak ve Afganistan işgallerinde açıkça kendini göstermektedir. 2003 yılında Irak’ı işgal eden ABD ve müttefikleri 6 yıl içerisinde 1.500.000 (bir buçuk milyon) dan fazla Müslüman’ı katletmiş, binlerce kadın ve kızın ırzına geçilmiş, binalar tahrip edilmiş ve mallar yağmalamıştı. Bu vahşi hareketten camiler ve minareler de nasibi almış, ibadethaneler de yerle bir edilmişlerdi.

D – 8 KURULUYOR

Dünya’ya hâkim olmak isteyen ve kendini süper güç olarak tanımlayan ABD, bunların müttefikleri İngiltere, Fransa, İtalya ve hatta Almanya gibi ülkeler ile perde gerisinde onları idare eden kuklacı İsrail’in planları açıktı. Bunu bilen Refah – Yol hükümeti Başbakanı Necmettin Erbakan, Hükümete gelir gelmez yoğun bir yurt dışı ziyaret trafiği gerçekleştirmiş ve 15. Haziran.2007 ‘de 8 kadar Müslüman ülkenin Devlet ve Hükümet Başkanlarını İstanbul’da toplayarak “D – 8”in kurulduğunu bütün dünyaya ilan etmiştir.

Böylece Vahşi Batının 21. yüzyıldaki vahşi cinayetlerine karşı çıkabilecek bir siyasi blok’un kurulması ve çalışmalarını başlatılmış olunmaktaydı.

Ancak 2002 yılında iktidara gelen ve 7 yıldır iktidarda kalan AKP, “D – 8” le olan irtibatını keserek, AB’ye (Avrupa Birliğine) girebilmek için büyük çabalar sarf etmiştir. Tabii AB, bizimkileri ve Türkiye’yi olabildiğince oyalamış ve arada “AB uyum yasaları” adıyla yasalarımızın değiştirilmesi, “domuz yetiştiriciliği, domuz etinin kırmızı et olarak piyasada serbestçe satılabilmesi, zina suçunda hapisliğin kaldırılması, idamın kaldırılması, dış politikada Kıbrıs’ın Yunan’a devri, Fener Rum Patrikhanesine büyük yetkiler verilmesi, “Büyük Ortadoğu (İsrail) projesi eş Başkanlığı” gibi birçok tavizler vermişlerdir.

Aynı teslimiyetçilik hala devam etmekte, henüz çıkarılamamış olan 12 yasa çıkartılıncaya kadar TBMM’nin tatile sokulmayacağı açıklanmaktadır.

D – 8’İN PRENSİPLERİ VE ORGANLARI

İlk kuruluşta 8 ülkenin bir araya gelmesiyle sağlanan D – 8’ler ileride üye ülke sayısı 60’a çıkartmayı planlamış bulunmaktadırlar.

D – 8 kurulurken bayrağına koyduğu “kuruluş prensiplerini” 6 yıldız ile belirlemiş ve dünya kamuoyuna ilan etmiştir. Bunlar: 1) Savaş değil barış, 2) Çatışma değil diyalog 3) Çifte standart değil Adalet, 4) Üstünlük değil eşitlik 5) Sömürü değil işbirliği ve 6) Baskı ve tahakküm değil insan hakları ve Demokrasi prensipleridir.

D – 8’in toplanıp dağılan ve bol bol konuşularak, “havanda su döven” bir kuruluş olmaması için çalışma organları da belirlenmiştir. Bunlar; 1) Zirve; Devlet ve Hükümet başkanlarının iki yılda bir toplandığı D – 8’in en üst düzey karar alma organı, 2) Konsey; Üye ülkelerin Dış işleri Bakanlarının katılımlarıyla sağlanan toplantıları, 3) Komisyon; Üye ülkelerin kıdemli uzmanlarından oluşan ve eş güdüm çalışmalarını yürüten kurulun toplantıları ve 4) İcra Direktörlüğü; D – 8 gurubunun çalışmalarına sekretarya hizmetleri sunan ve üye ülkeler arasında iletişimi sağlayan ve İcra direktörlüğüdür. Yetkilisi Türkiye tarafından atanan bir makamın merkezi İstanbul’dadır.

D-8 BATILILARIN GÜDÜMÜNDE DEĞİL

Ancak aradan geçen 12 yıl içerisinde, içinde ABD’nin, İsrail’in veya İngiltere’nin bulunmadığı bu tek bağımsız ve adil kuruluşun sömürülen ve ezilen ülkelerin kurtuluşu sağlayacak tek “san simidi” olduğu anlaşıldığından, ülkelerin yeni yöneticileri de ister istemez bu can simidine sarılmaya mecbur kalmaktadırlar.

Kuruluşta yaşanan diğer bir incelik şudur. Ülkemizde örtülü bir darbe niteliğinde olan 28.Şubat.1977 baskı süreci fiilen başladığı halde ve aradan 4 ay gibi bir zaman geçmiş olmasına rağmen, D – 8, 15.Haziran.1977’de kuruluşunu ilan edebilmiştir.

Bu da göstermektedir ki Refah-Yol hükümeti, 28. Şubatcı’ların bütün baskılarına rağmen iktidarı bırakıp kaçmamış veya yapılan ters propagandaya göre “masaya yumruk vurarak, hazırladıkları D – 8’i dağıtmamış” üzerlerindeki büyük mesuliyeti hissederek onun edası için sabretmişlerdir. Ve bu proje 28.Şubat’tan dört ay sonra “D – 8‘in kuruluşunu” bütün dünyaya ilan edilmiştir.

 



YORUM YAZ
Bu habere yorumlar
Yazarın Diğer YAZILARI
eskişehir güvenlik kamerası