25 Kasım 2017 Cumartesi
KÜRESEL EKONOMİK KRİZ ... (1)

KÜRESEL EKONOMİK KRİZ ... (1)

Nevzat Laleli
Nevzat Laleli


Nevzat Laleli       Makine Mühendisi

Küresel ekonomik kriz (1)

Ülkemizde bir müddet beri dillerden düşmeyen bir “Küresel ekonomik kriz” konusu aldı başını gidiyor. Onunla yatıp onunla kalkıyoruz adeta. Siyasilerden bunun beyanatlarını (söylemlerini) duymasak bile çevremizde yaşanan canlı olaylar bize her an kendisini hissettirmekte ve varlığından haberdar etmektedir.

Bu sözlerin yeni yeni yayılmaya başladığı bir zamanda Başbakanımız Erdoğan bu konuda bir açıklama yaparak, “Kriz bizi teğet geçecek” demişti. Başka yer ve zamanlarda başka yetkililer, “Kriz çığırtkanlığı yapılmasın. Bizim ekonomimiz sağlamdır.” Veya “Biz bu krizi, kazasız belasız atlatırız” gibi ilmi verilere dayanmayan ve sadece kamuoyunu rahatlatmaya yönelik açıklamalar yapılmıştı.

Başlığımıza da aldığımız ifadeyi kelime kelime incelendiğinde bu krizin küresel yani dünya çapında olduğu, ahlaki değil(!), hukuki değil(!), ilmi değil(!), ekonomik boyutlarda olduğudur. Bir de buna kriz adının verilmesinden anlaşılmaktadır ki ortaya çıkmasıyla yeryüzündeki (tabii ülkemizde de) bütün insanlar, işverenler, hükümetler ekonomik alanda bir takım zorluklar ve sıkıntılar çekecekleridir.

HASTALIKTA TEŞHİS VE TEDAVİ

Her hastalıkta olduğu gibi sosyal boyutlu ekonomik hastalıklarda önce bazı belirtiler ortaya çıkmakta daha sonra bu belirtiler derinleşerek, daha çok acıtarak ve daha çok inleterek hastayı yataklara düşürmektedir. Allah vermesin hastalık eğer doğru tedavisi edilmezse ölüm gibi bir gerçek, hastayı alıp götürmektedir.

Burada bir şeye dikkatlerinizi çekmek istiyorum. “Doğru tedavi yapılmazsa” dedim. Ancak doğru tedavinin yapılabilmesinin en önemli şartı önce doğru teşhisin (tanının) yapılmasıdır. Teşhisin yanlış yapılması hastanın tedavi göreceği yerde onun ölümünü hızlandırmaktan başka bir şeye yaramaz.

O zaman karşımıza doktorun durumu çıkmaktadır. Doktor eğer pratisyen (daha yeni doktor) ise, bu hastalık onun branşına girmiyorsa veya karşımızda doktor önlüğü giymiş bir sağlık memuru (ne kadar güzel konuşursa konuşsun, etrafına ne kadar hasta toplarsa toplasın) duruyorsa bize hastanın ruhuna şimdiden fatiha okumak düşecektir.

KRİZ GELİYORUM DİYORDU

Aslında ekonomik kriz, kendini 40 yıldır bize göstermeye çalışıyordu ama bizler onu görmemekte ve anlamamakta ısrar ediyorduk. Her geçen gün her şeyin fiyatına zam geliyor biz her seferinde o şeyi alırken daha fazla ödüyorduk ama anlayamıyorduk? Maaş ve ücretlerimize küçük küçük zamlar yapılırken mal ve hizmetlerin fiyatlarına dev gibi zamlar geliyordu, anlayamıyorduk. Nüfusumuz artıyordu ama yeni iş sahaları açılarak bunlara istihdam sağlanmadığı için evlatlarımıza iş bulamıyorduk, anlayamıyorduk. Bankalar birer ikişer sahipleri tarafından kasasını boşaltarak hortumlanıyor ve batıyorlardı, anlayamıyorduk. Bunlar devlet garantisi altında çalıştıkları için sonuçta banka zararları bizim vergilerimizle ödenerek kapatılıyordu, anlayamıyorduk. Daha bunun gibi yüzlerce binlerce örnek her gün gazete sayfalarını ve televizyon ekranları süslüyordu, anlayamıyorduk.

İşte şimdi kriz geldi ve bütün ağırlığı ile üzerimize oturdu. Acaba bari şimdi anlıyor muyuz? Bence hala anlayamıyor, anlamamakta ısrar ediyoruz. Eğer anlayabilseydik yılarca iktidarda kalarak yokluğu, pahalılığı, işsizliği bize bir deli gömleği gibi giydirenlerin çevresinde, açık hava toplantılarında bu kadar kalabalık insan toplanabilir, bunların havayı döven konuşmalarını saatlerce dinler miydik.

KADAYİF’İN ALTI KIZARDI MI

Zaman zaman yaklaşmakta olan krizi bizlere haber veren uzak görüşlü insanlarımız oldu. Biz maalesef günlük meselelerle uğraşmaya alıştığımız için o insanları anlamaya gayret edeceğimize, aklımızın almadığı bu konularda onlarla alay etmeye kalkıştık.

Bunlardan biri de Prof. Dr. Necmettin Erbakan idi. 1979 yılları idi zannederim. Hocamız TBMM’nde Milli Selamet Partisi gurup toplantı odasında bir basın toplantısı tertiplemiş, oraya basın mensuplarına ikram etmek için de bir büyük tepsi kadayıf getirtmişti.

Basın toplantısının konusu zamlar ve pahalılıktı. Konuşması esnasında hocamız; “Hükümetin koyduğu zamlar şehirleri ve içindeki halkı hemen sarar ve onlara tesir eder. Ancak köydeki insana ulaşması biraz zaman alır. Köydeki insanın tarlasına ve hayvancılığa bağlı olması sebebiyle de pahalılık ona geç tesir eder” demişti. Ve hemen yanındaki kadayıf tepsisine işaret ederek; “Bu kadayıfın kızarmasına gibidir. Kadayıfın üstü şehirlerdeki insanlara benzer, ateşe sürekli temas eden kısmıdır. Kadayıfın altı ise köydeki insanlara benzer. Kadayıfın altı üstüne nispetle daha geç kızarır” demişti. Sonra da sormuştu;

“Bakın bakalım. Kadayıfın altı kızarmış mı

Buradan hocamızın ve diğer hazık (uzman) doktorlarımızın ikazlarını duymayan insanlarımıza sesleniyoruz, ne seslenmesi feryat ediyoruz ki artık köylü bitmiştir ve kadayıfın altı da üstü de yanmak üzeredir. Çiftçilik, hayvancılık, meyve sebze üretimciliği can çekiştirmektedir. “Bırakın artık pahalılığı - zammı, köyünde icralık olmamış köylü bulmak neredeyse yok denecek kadar azdır.” Şehirlerde esnaf, tüccar, sanayi birbiri arkasına kepenk kapatmakta, geri dönen çekler ve senetler dağlar gibi beklemekte, icra daireleri ve mahkemeleri dosyalardan başlarını kaldıramamaktadır.

KRİZİN BELİRTİLERİ

Ekonomik kriz, bırakın teğet geçmeyi bizi ta ciğerimizden vurmaktadır. Bu gün artık 70 milyon insanımızın % 25’si yani 17,5 milyonu işsizdir. Bilhassa yüksek öğrenim görmüş gençlerimiz “diplomalı işsizler” olarak dumanlı kahvehane köşelerinde oturmakta altından kıymetli zamanlarını boşa harcamakta veya sokaklarda avare avare dolaşmaktadır.

Üretim, imalat, ihracat durma noktasına gelmiş mal üretildiğinde piyasan alınandan daha pahalı hale gelmiştir. Paramızın alım gücü düşmüş, maaş ve ücretlere yapılan zamlar % 4’ler seviyesindeyken temel ihtiyaç maddeleri mesela doğalgaz % 80 zamlanmış, şu zorlu kış gününü insanımız soğukta geçirmeye mahkûm edilmiştir.

Açlık kapılarımıza dayanmış vatandaşımız gününü kurtarmanın telaşına düşmüştür.

Buna bağlı olarak yuvaların yıkılmaları artmış, intiharlar, adam öldürmeler çoğalmış, soygunlar, hırsızlıklar, dolandırıcılıklar herkesi canının telaşına düşürmüştür. 



YORUM YAZ
Bu habere yorumlar
Yazarın Diğer YAZILARI
eskişehir güvenlik kamerası