26 Eylül 2017 Salı
AYDINIMIZ NE İŞ YAPAR(2)

AYDINIMIZ NE İŞ YAPAR(2)

Nevzat Laleli
Nevzat Laleli


                                                

                    Nevzat Laleli      nlaleli@mynet.com

               Nereye gidiyoruz yazı serisi: 16                                                  

AYDIN ZORLUKLARDAN YILMAZ

Tarihten tanıdığımız meşhur Akkoyunlu hükümdarı Timur, bir savaşta ordugah’ındaki çadırından dışarıya çıkarak savaş meydanını incelemeye başlamış. Bu arada gözü çadırının bezi üzerinde yukarıya doğru çıkan bir karıncaya takılmış. Karınca belli bir seviyeye gelince, Timur ona bir fiske vurarak yere düşürmüş. Karınca tekrar aynı yolu denemiş ve çadırdan yukarıya çıkmaya başlamış. Aynı seviyeye gelince Timur tekrar bir fiske vurarak karıncayı bir kere daha yere düşürmüş. Ama karıncanın azmini kıramamış. Karınca tekrar aynı yoldan çadır bezi üzerinden yukarıya doğru tırmanmaya başlamış. O zaman Timur; “Şu karıncadan ders almam lazım. Hiçbir zorluk onun azmini kıramadı, o yine aynı yoluna devam etti” diyerek, karıncadan bizlerin de ibret almasını sağlamış.

İMTİHANI BAŞARMAK

“Ben milletimin ve insanlarımın çıkarlarını üstün tutarım” demek kolaydır. Her şeyin bir ölçüsü olduğu gibi Aydın (Münevver) olup olmanın da bir ölçüsü vardır. Bunlar; Aydınımızın karşılaştığı fikirler ve olaylar karşısında ki tutum ve tavrıdır. Aydın insan, fikirleri ve olayları iyi okuyarak kendinin ve çevresindeki insanların bu fikirler ve olaylar karşısında doğru tavır koymasını sağlar, doğru yol üzere olmasını ve yanlışlara düşmemesini temin eder.

Aydın bir insanın kendisi doğruyu yanlıştan, iyiyi kötüden, faydalıyı zararlıdan, adeti zulümden ayırt edemiyorsa, onun aydınlığının ve çevresine yaptığı ikaz ve irşadının ne kıymeti vardır? Hele bir de kendine verilen yüksek maaşlar karşılığında milletine ve milletinin sahip olduğu değerlere sırt dönüyor, onları küçümsüyor ve hatta tenkit ediyorsa artık bu insana verecek cevap, konacak sıfat bulamıyorum. Bunlara Aydın denilemez. Belki bunlar olsa olsa “paranın ve makamın aydınıdırlar” denilebilir.

BİR KAÇ ÖRNEK

Birkaç örnekle Aydın’ımızın bu olaylar karşısındaki davranışını görmeye çalışalım.

Dinimiz, insanları ve toplumu birbirlerine saygılı olmaya ve birbirlerinin haklarına hürmet etmeye çağırır. Peygamberimiz; “İyi bir Müslüman, elinden ve dilinden başkalarının zarar görmediği kişidir” sözü ile bizlere hayatımızın temel ölçülerinden birini vazetmiş

Peki, ülkemizde çocuklar bugün bale okullarına, buz patenlerine 5-6 yaşında giderken, kur’an kurslarına 15 yaşından evvel gidemiyor, (8 yıllık kesintisiz eğitim sebebiyle) ve bu sebeple dinini öğrenemiyorsa Aydınımız ne yapacaktır, ne yapmalıdır? İmam Hatip okulları birer birer kapanıyorsa (üniversite kat sayı uygulaması sebebiyle) inancından dolayı başını örten kızlar üniversitelere alınmıyor, kamu alanı uydurmasıyla hastanelere bile sokulmuyorsa, Aydınlar bu zorbalıklar için boynunu büküp duracak mıdır? Yoksa bu işlere (başörtüsü yüzde 1.5 un meselesidir, bizim gündemimizde böyle bir konu yoktur) diyerek sırt dönenlerin yanında mı yer alacaklardır.

Zina ve fuhuş aileyi ve sosyal hayatı çökerten bir zararlı harekettir. Zina ve fuhşu bünyesinden atamayan topluluklar eriyip yok olurlar. Önce aile yapısı yok olur, nüfus artmaz, ülke yaşlı insanlar ülkesi haline döner, insanlar arasında sevgi ve saygı kalmaz her şey “cinsi hareketlere” göre ölçülür daha sonra ölümcül hastalılar o topluluk yok oluşa sürükler. Böyle bir toplumda “başkasının kızına, gelinine yan bakanın, kızına ve gelinine yan bakarlar” Bunu önlemenin yolu cinsi ihtiyaçların helal yolla karşılanması, nikâh yolu ile aile kurmak ve onu yaşatmanın yolu teşvik edilmelidir değil mi?

                Peki Allah aşkına söyler misiniz; yasalarla “zinayı, toplumdan suç olmaktan çıkaranların” yanında sizin ne işin vardır? Siz mi iyi ile kötüyü ayırt edemiyorsunuz, yoksa biz mi size Aydın gözüyle bakarken yanılıyoruz?

Ama yanılmayan takipçilerin var olduğunu ve onların, “yaptıklarınızla, yapmanız gerekirken yapmadıklarınızı” bir gün mutlaka önünüze koyacaklarını unutmamanız gerektiğini bir kere daha hatırlatmak isterim.

               DUYARSIZLIK, SORUMLULUĞU AZALTMAZ

Ekonomide uygulanan faiz, o ekonomiyi yok oluşa götüren bir faktördür. Bir tarafta alın teri ile çalışıp üretenler, diğer tarafta çalışmadan oturduğu yerde parasına para kazandıranlar. Bir tarafta helalinden yemeye çalışanlar, diğer taraftan 70 milyon insanın her ne alırsa içinde faiz ödettirildiği, faizci ekonomik sistemi dayatan Rantiyeciler.

Aydın bir insan bunun hangisinin yararlı, hangisinin zararlı olduğunu bilemez mi? Hadi bilemedi diyelim. Bunu bilmek durumunda olanlara kulak verilmez mi? Peki bu çarkı büyük bir hızla döndürmeye çalışan adamlarla (kardeşin olsa bile) senin kol kola gezmen doğru mu? Sana düşen görev önce kendinin, yanlıştan dönme basiretini göstermen, sonra da çevrendekiler başta olmak üzere bütün toplumu doğruya döndürmen değil midir?

Dış politika böyle, hukuki hayatımız böyle, sanayileşmemiz böyle, eğitim ve öğretimimiz böyle velhasıl hangi sahaya göz atsanız her yerde doğru ve yanlışı görmeniz ve ona göre tavır koymanız gerekmez mi? “Uydum kalabalığa” diyerek kendinizi akıntıya bırakmanın hiç de Aydın sıfatına yakışan bir şey olmadığını bilmiyor musunuz? Size, rahmetli Necip Fazıl gibi; “Durun kalabalıklar, bu yol çıkmaz sokak. Diye bağırsam, kollarımı açarak” demeniz yaraşmaz mı?

Dünya da gözü ve gönlü kapalı olduğu için doğruları bulamayanlar ile bunlara doğruları göstermesi gerekirken göstermeyen sizin gibi Aydınlar, elbette bir gün “Eyvah. Yanlış yapmışız” diyeceklerdir. Ama bir daha dönüşü olmayan o gün, iş işten geçmiş olacaktır.



YORUM YAZ
Bu habere yorumlar
Yazarın Diğer YAZILARI
eskişehir güvenlik kamerası