19 Eylül 2018 Çarşamba
YÜRÜ KARINCA

YÜRÜ KARINCA

Nevzat Laleli
Nevzat Laleli


Söz ola kestire başı/ Söz ola yedirir zehirle pişmiş aşı…” şeklinde Yunus Emre’ye ait bir şiir hatırlıyorum. Her söz ve yazının ve özellikle de şiirin böyle büyük bir gücü bulunmaktadır. Ancak kelime kalabalığı içerisinde boğulanlar, konuşmalarını kıyafetlerinde ve makamlarında görenler yazılarını okutturamaz, konuşmalarını kimseye dinletemezler.

Milli Gençlik Vakfı Genel Başkanlığım döneminde (1980 – 1997) çıkardığımız “Aydınların Dergisi GENÇLİK ve “Çocukların sevgilisi KIVILCIM” adında iki dergimiz vardı. Bu dergilerin yazı işleri müdürü ve başyazarı da Hasan Demir adında bir kardeşim idi. Allah kendisinden razı olsun.  Dergiler, ben vakıftan ayrıldıktan (17.Ağustos.1997) bir sene sonra maalesef kapandılar.

Hasan Kardeşimizin bu dergilerde “Gece Yazıları” başlığıyla serbest vezinde yazdığı şiirleri vardı ki bunlar gerçekten birer harika idiler.

Bu yazımda sizlere, benim de çok beğendiğim şiirlerden ilkini vereceğim. “Yürü Karınca” adında ki bu şiiri ben bütün toplantılarımda dinleyicilere okudum. İstisnasız bütün dinleyenler de hayran oldular ve benden şiirin fotokopilerini istediler.

Size de takdim edeyim. Bakalım siz de beğenecek misiniz?

Aşağıda ki şiiri mutlaka sakin kafa ile ve birkaç kere okumanızı tavsiye ederim.

 

YÜRÜ KARINCA                                                

Vur,                                                                           Yolun açık olsun

Dağları sırtına,                                                           Ey ağırlığı benim,

Vur karınca.                                                              Milyonda birim kadarınca.

Tozlardan beli bükülen                                              Omzunda yükü,

İnsanlar,                                                                    Dağları tırmanan,

İnsanlığından utansın,                                               Yüreği kocaman karınca.

Seni görünce.                                                            Biliyorum benim için,

Dağları sırtına,                                                           Yükünü yüksündü diyeceksin

Vur karınca.                                                              Rabbim sorunca.

. . .                                                                             . . .

Görüyorum,                                                               Yuvada yavrularının,

Güneş tepende.                                                         Mahşerde Muhammed’in boynu,

Kızgın fırınca!                                                           Bükülür,

Kumlar kavursa da                                                    Sen durunca.

Minicik ayaklarını,                                                    Yürü karınca,

Götür mukaddes yükünü                                          Meleklerin kanatlarına binersin,

Yürü karınca.                                                            Sırtındaki ağırlıktan,

Bu gün bu sıcağa katlanmazsan,                               Bacakların kırınca.

Yarın ne yapacaksın?                                                Bırak diyorlar, at diyorlar…

Cehennem alevleri vurunca.                                      Yükünü atıp,

Yürü…                                                                      Dünya ile dost olsan neye yarar,

Yürü karınca.                                                            Rabbin darılınca.

. . .                                                                             Aldırma, yürü karınca.

Üstüne toprak yığılıp,                                                           . . .

Dünyan kararınca.                                                     Ey dağları sırtına vurup,

Aydınlığın, nefesin, gıdan olacak                             Yüksünmeden yürüyen karınca!

Yükün kadarınca…                                                   Seni anlayacağız amma,

Sel sularında yüz,                                                      İş işten geçmiş olacak.

Kızgın kumlarda yürü karınca!                                 Mahşerde adımızla,

                                                                                  Cehennem bizi çağırınca.

 

Hasan Demir kardeşimizin bu muazzam şiirini ümit ederim siz de beğenmişsinizdir.

Şimdi de önemli kitaplar yayınlamaya başladım. Şu devletten maaş alan ve fakat ilim fayda içindir, diyemeyen akademisyenlere inat, “Flört yangını, Dünya ve ahiret saadeti, En güçlü silah MEDYA, Müslüman da seviye…”  Bu kitapların paket paket alınarak gençlerimize ulaştırılmasında bize yardımcı olmanızı bekleriz. (nevzatlaleli@gmail.com)

 

 

 

 



YORUM YAZ
Bu habere yorumlar
Yazarın Diğer YAZILARI
eskişehir güvenlik kamerası