17 Aralık 2018 Pazartesi
eskişehir öğrenci apartlar yurtlar barınma yurt apart

“Demokrat Parti ve 1960 Darbesi” Konuşuldu

 “Demokrat Parti ve 1960 Darbesi” Konuşuldu
  • 17 Kasım 2018 Cumartesi
  • 1658 kez okundu

Bu hafta Perşembe Sohbeti’nde; “Demokrat Parti ve 1960 Darbesi” konusu ile Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nden Dr. Öğretim Üyesi Selma GÖKTÜRK ÇETİNKAYAk onuğumuz oldu.

27 Mayıs 1960, Türkiye Cumhuriyeti siyasetinde yaşanan demokrasi dışı hareketlerden birisi hatta ilki olarak yer almaktadır. Çok partili hayat ile eşdeğerde tutulan demokrasinin hürriyet, çoğulculuk ve seçimin olmadığı bir ortamda tutunabilmesi de mümkün değildir. Buradan hareketle siyasetin teklikten çıktığı 1945 Türkiye’sinde 7 Ocak 1946’da siyasi hayatına başlayan Demokrat Parti, 14 Mayıs 1950 Genel Seçimleri ile iktidara gelmiş ve 27 Mayıs 1960’a kadar beş Menderes Hükümeti ile politikanın içinde yer almıştır. 1950ler, Demokrat Parti’nin Adnan Menderes’in genel başkanlığı ile halkın geneline ulaşabildiğinin,  gerek Demokratlar gerekse muhalefet farkında olduğu için onun adıyla anılagelen bir dönem olmuştur. Dolayısıyla bu döneme son veren 27 Mayıs Darbesi de akla ilk olarak Adnan Menderes’i getirmektedir. 27 Mayıs süreci de kendisinin 17 Ekim 1961’de idamının infaz edilmesine kadar geçen zaman dilimini ifade etmektedir.

Seçimlerle başarılı olunamamasının halktan uzak olmaktan kaynakladığının bilinciyle muhalefetin başlattığı Anadolu gezilerinde yaşanan sıkıntıların tahkik edilmesi için hazırlanan komisyonu tenkit amaçlı gençliğin sokaklara dökülmesi, 27 Mayıs’ın sinyallerini bir ay öncesinden vermeye başlamıştır. Öyle ki sonraki yıllarda MBK üyeleri, öğrenci olaylarıyla harekete geçtiklerini dile getirmişlerdir. Bu öğrenci olayları ise topluma ve dünyaya kardeş kavgası olarak lanse edilmiştir. Kısaca 27 Mayıs’ın arifesinde siyasi partilerin arasındaki gerilimli süreç, ülkede kardeş kavgasına yol açabilecek düzeyde gergin olarak addedilmiştir. 27 Mayıs Darbesi’yle olması muhtemel bir kavganın önüne geçildiği düşünülmüşse de daha gerçekçi görünen darbeye zemin hazırlamak için bir kaos ortamı yaratıldığıdır.

Bu bir aylık sürecin sonunda, 10 yıl boyunca pek çok politikası eleştirilen, aslında bu politikalarla milletin sevgisini kazanan, sözün artık millete ait olması gerektiğini savunan Demokrat Parti, “egemenlik milletindir” sözüyle siyasetten uzaklaştırılacaktır. Bu durum, 27 Mayısçıların darbe içine milleti dahil etme çabasından başka bir şey değildir ve millet bu hareketin içinde hiç var olmamıştır. Hatta parti-devlet algısının parti-millet algısına çevrildiği 1950lerin ardından, 27 Mayıs milletin yeniden kabuğuna çekildiği dönem olmuştur.

38 kişiden oluşan Milli Birlik Komitesi’nin son noktayı koyduğu darbe; muhalefet, yargı ve akademi kanadından beslenerek 1961 seçimlerine kadar varlığını sürdürmüştür. Darbeyi 1950’den beri planlayagelenler 28 Mayıs’ta ne yapacaklarını bilmeyerek hareket etmişlerdir. Bu bilinçsizlik kendi aralarında da ikilem yaratmış ve gerek ordudan ve komiteden, gerekse akademiden tasfiyeleri beraberinde getirmiştir. 5235 subay ve 147 akademisyenin tasfiye edildiği bu ortamda yürütülen mahkemeler, hukuk kuralları çerçevesinde gerçekleştirilmemiştir.

14 Ekim 1960-15 Eylül 1961 tarihleri arasında 592 kişi, 19 ayrı dava içinde yargılanmıştır. 42 Demokrat sanık ömür boyu hapis cezasına çarptırılırken 418 sanık da 6 ayla 20 yıl arasında değişen hapis cezaları almıştır. 123 sanık beraat etmiş; Cumhurbaşkanı Celal Bayar da 65 yaş üstünde olduğu için idamı müebbet hapis cezasına çevrilmiştir. Başbakan Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan ise idam cezasına çarptırılmış ve bu cezalar infaz edilmiştir. Demokrat Partililer Temyiz Hakkı verilmeden, Ceza Mahkemelerinde Anayasal davalar görülemeyeceği halde, Cezada Şahsilik İlkesi ve Yasama Sorumsuzluğu Prensibi gözetilmeksizin, Yüce Divan dışında yargılanamayacak olmalarına rağmen; Yüksek Adalet Divanı adıyla oluşturulan özel bir mahkemede yargılanarak bu cezalara çarptırılmışlardır. Demokrasiden uzak, hukukla bağdaşmayan bu süreç, sadece siyasi yapıyı değil, sosyal, kültürel, ekonomik, eğitsel dokuyu da zedelemiştir. Diyerek büyük ilgi ile takip edilen konuşmasını tamamladı. Konuşması sonunda kendisine sorulan soruları yanıtlayacak, ocak başkanımız Nedim Ünal'ın hediyelerini takdim etmesiyle kapanış yapıldı.



Gönderen: haber

YORUM YAZ
Bu habere yorumlar
eskişehir güvenlik kamerası
Eskişehir Kültür-Sanat Haberleri

Eskişehir Kültür-Sanat Haberleri