20 Nisan 2018 Cuma
eskişehir öğrenci apartlar yurtlar barınma yurt apart

"Buğday Islahı ve Tohumculuk Sektöründeki Gelişmeler"

Eskişehir Türk Ocağı'nın haftaki Perşembe Sohbetinde  "Buğday Islahı ve Tohumculuk Sektöründeki Gelişmeler" konusuyla Selçuk Üni. Sarayönü Meslek Yüksekokulu Öğretim Üyesi Prof. Dr. Seydi Ahmet Bağcı konuk oldu.Sayın Bağcı konuşmasında özetle şunları söyledi:

Dünya genelinde en çok üretilen tahıllar sırasıyla mısır, çeltik ve buğdaydır. Buğday; M.Ö. 8.000 yıllarında Yakın-Doğu’da kültüre alınmış olup insanoğlu tarafından yaklaşık 10.000 yıldan beri yetiştirilen,   tüm kıtalarda üretilen ve tarihi olarak nerdeyse tüm uygarlıklar tarafından tüketilen bir tahıldır.  Bu süre zarfında tümü doğada kendiliğinden yetişen buğdayın yeni formları oluşmuştur.  Günümüzde yaygın olarak kültürü yapılanlar ise makarnalık (tetraploid genomlu (AABB)) ve ekmeklik buğdaylardır. (hekzaploid genomlu (AABBDD))

Buğday cinsi içerisinde botanik olarak sınıflandırıldığında 14 kromozomlu ve bu gün dahi ülkemizde tarımı yapılan diploid formu olan SİYEZ var olduğu gibi 28 kromozomlu GERNİK ve MAKARNALIK BUĞDAY ve 42 kromozomlu SPELT ve EKMEKLİK BUĞDAY türleri de binlerce yıldır vardır ve tarımı da hala yapılmaktadır. Bunlardan SİYEZ, GERNİK ve SPELT buğdayın evriminde geçiş formu olarak kabul edilmekte olup “KAVUZLU” olmaları ve dane verimlerinin düşük olmasından dolayı endüstriyel tarım yerine organik tarımda ve kırsal alanlarda çok az miktarda yetiştirilmektedir. Yine iddia edildiği gibi buğdayın kromozom sayısı bitki ıslahçıları tarafından uğraşılarak artırılmamış tam tersine sırasıyla yine iki buğdayın (14 kromozomlu) akrabası tahıl türüyle doğada kendiliğinden melezlenerek sırasıyla 28 kromozomlu makarnalık ve 42 kromozomlu ekmeklik buğdaylar ortaya çıkmıştır. Binlerce yıldır bu türlerin kromozom sayısı aynı olup makarnalık ve ekmeklik buğdayın genetiğinde iddia edildiği gibi bir değişiklik yaşanmamıştır. Bunun aksini iddia etmek her ne unvan ve eğitim seviyesinde olursa olsun kapkara cahilliktir.

Artan dünya nüfusunun ihtiyaç duyacağı gıdanın temin edilmesinde daha yüksek verimli ve kaliteli yeni çeşitlerin geliştirilmesi elzemdir. Buğdayın ekonomik değere sahip kısmı danesidir, sap buğdayda yan üründür. Buğday ıslahında amaç yüksek dane verimine sahip çeşitler geliştirmektir. Bu amaçla buğday bitkisinin yapısında olan kısa boyluluk genleri kullanılarak dane verimi yüksek çeşitler geliştirilmiş ve buğday verimlerinde önemli artışlar elde edilmiştir. Kısa boyluluk genleri başka bir canlıdan değil, bu genleri taşıyan buğdaylardan kültür çeşitlerine melezleme yolu ile aktarılmış olup bunların Genetiği Değiştirilmiş Organizmalarla hiç alakası yoktur. Bazı kişilerin özellikle en temel biyoloji bilgisine sahip olan kişilerin bu konuyu bilmemesi mümkün değildir, bilerek topluma yanlış yönlendirmeleri de büyük sorumsuzluktur.

Glüten, buğdaydan ekmek ve makarna yapmak için gerekli proteindir. Yeterli ve kaliteli glütene sahip olmayan buğdaydan kaliteli ekmek ve makarna olmaz, üretilecek ekmek ve makarnanın da besin değeri düşük olur. Çölyak hastalığı (glüten alerjisi) genetik olup, alerjik bünyelerde ortaya çıkar. Bizim toplumumuz gibi yüzlerce/binlerce yıldır buğdayla beslenen toplumlarda -doğal seleksiyon nedeniyle- Çölyak hastalığının ortaya çıkma oranın düşük olması gerekir. Dünya da ve Ülkemizdeki çölyak hatalarının genel nüfusa oranı sağlık örgütlerince %0,1-1,0 arası olarak açıklanırken bu rakamı %10 olarak göstermek art niyetliliktir.   Bu hastalıkla mücadele için çözüm, her alerjik reaksiyonda olduğu gibi bireylerin tedavisidir, buğdayın suçlu gösterilmesi değildir.

Aşırı buğday mamulleri tüketiminin şişmanlık ve şeker hastalığını iddia etmektedirler. Dünyada şeker hastalığının 20-79 yaş grubunda en çok görüldüğü ülkelerden Kiribati, Suudi Arabistan ve Kuveyt’te kişi başına yıllık buğday tüketim miktarı sırası ile 48, 89 ve 96 kilogramdır.  Kişi başına dünyada en fazla buğday  (222 kg) tüketen ülkelerden biri olan Azerbaycan da ise diyabet rahatsızlığı (%2,5) en düşük seviyededir

Bütün bu mesnetsiz saldırıların arkasında muhtemeldir ki buğday gibi gerekli olan en temel besinden toplumu uzaklaştırarak glütensiz hazır gıdalara yönlendirmektir. Diğer bir amaçta ülkemiz bazında tahıl üretimini baltalamak ve üretimin en temel ve teknolojik girdisi olan tohumculuk sektörünün önünü tıkamaktır. Türk tohumculuk sektörü son yılarda önemli gelişmeler kaydetmiş ve tohum ihracatı her yıl artmaktadır. 2017 yılında gerçekleşen bir milyon üretim gelecek için umut vermiştir. Tohum konusunda toplumda oluşmuş “İsrail Takıntısı” ulusal basın değil ama yerel basının doru bilgilendirmesi ile aşılmaktadır. Tohumculuk konusunda önemli gelişmeler sağlanmakla beraber bazı bitki türlerinde milli çeşit problemi devam etmektedir. Bunun için yerli özel sektör firmaların Ar-Ge’si desteklenmelidir. Dünyada teknoloji geliştiren ülkeler Ar-Ge ye önemli destek veren ülkelerdir. Gayri Safi Yurtiçi Hasılanın Güney Kore % 4,29’unu, İsrail %4,11’ini ve Japonya %3,58’ini Ar-Ge ye aktarırken Türkiye sadece %0,94’ünü aktarmaktadır. Bütçe olarak baktığımızda 477 milyar dolar ile Amerika Birleşik Devletleri ilk sırada yer almakta, onu 216 milyar dolar ile Çin ve 173 milyar dolar ile Japonya takip etmektedir. Türkiye ise sadece 8,8 milyar dolar Ar-Ge ye bütçe ayırmaktadır. Tarımsal Ar-Geye baktığımız da ise gelişmiş ülkelerde tarıma dayalı milli gelirin %2.6’sı, Türkiye’de ise %0.48’i tarımsal AR-GE çalışmalarına ayrıldığını görüyoruz. Ar-Ge destekleri arttırılarak tohumculuğun uluslararası alanda rekabet gücü arttırılmalıdır.  Özellikle bitki ıslahı çalışmaları ve özel sektör firmaları teşvik edilmeli şeker pancarı, mısır,  ayçiçeği, soya fasulyesi ve hibrit sebze konularında güçlü programlar geliştirilmelidir. Kamu araştırmaları çeşit tescili yerine hat tesciline yönelerek özel sektör Ar-Ge kuruluşlarını desteklemelidirler. Ülke tohumculuğunun sağlam temeller üzerinde geliştirilmesi adına Özel Sektör – Kamu - Üniversite işbirliği daha yoğun sağlanmalıdır. Yeni tescil ettirilen yerli çeşitlerin yaygınlaşmasının önünde önemli bir engel olan ve çeşit kirliliğine neden olan “Üretim İzni” sistemden kaldırılmalıdır.



Gönderen: eskisehirgundem

YORUM YAZ
Bu habere yorumlar
eskişehir güvenlik kamerası
Eskişehir Kültür-Sanat Haberleri

Eskişehir Kültür-Sanat Haberleri