21 Kasım 2017 Salı
eskişehir öğrenci apartlar yurtlar barınma yurt apart

Eğitim Programı Açılışı

Eskişehir Türk Ocağı tarafından tarafından düzenlenen,üniversite öğrencilerinin katıldığı MMM (Milli Mefkûre Mekteb) Eğitim Programı Türk Ocakları Genel Başkanı Genel Başkanı Prof.Dr.Mehmet Öz’ün açılış konferansı ile başladı. Genel Başkan konuşmasında özetle şunları söyledi;

Bugün burada; Türk Ocakları Genel Merkezinin 4 yıl önce başlattığı ve bugüne kadar 20 kadar şubemizde faaliyete geçen Türk Ocakları Akademisi çerçevesinde, Eskişehir şubemizin Millî Mefkûre Mektebinin 2017-2018 yılı açılışı için bulunmaktayız. Hayırlı olmasını temenni eder, akademiye başlayan ve devam eden gençlerimize ve ders veren hocalarımıza başarılar dilerim. Buradan da Batı Anadolu’da yer alan 15 kadar şubemizle birlikte gerçekleştireceğimiz Bölge toplantısı için Uşak’a geçeceğiz.

Türk Ocakları 1912’de, tarihimizin en büyük cihan devleti olan Osmanlı Devletinin dağılma sürecinde Türk milletinin yeniden dirilişi mücadelesinin fikir, ilim ve kültür sahasında bayraktarlığını yapmak üzere kuruldu. Ocak mensupları sadece fikir ve kültür sahasında değil başta Çanakkale cephesi olmak üzere Birinci Cihan harbinde çeşitli cephelerde vatan için şehitlik şerbetini içtiler; İstanbul’da işgale karşı mitinglerin öncülüğünü yaptılar ve bu yüzden de Ocak işgalcilerin ilk kapattığı kurumlardan biri oldu. Kurulduğundan bu yana Türklüğün yücelmesi ve devletin bekası için mücadele eden Ocak, Milli Mücadelede ve Cumhuriyetin kuruluşunda tarihî roller oynadı. Bugün de devletimizin ve milletimizin zorlu ve kritik bir dönemeçten geçtiği süreçte Türk milletinin ve devletinin hizmetinde görev yapmaktadır.
Türk Ocakları olarak gerek sözde çözüm ve barış süreci başlatıldığında gerekse Arap Baharı denilen ama “Müslümanların Hazanı” olan sürecin başlangıcında gerekli ikazları yaptık. Türkiye’nin içine çekildiği tuzaklara işaret ettik. Irak ve Suriye’nin kuzeyinde tezgahlanan oyunu deşifre ettik. Türkmeneli coğrafyasının silinmesinin Türkiye açısından yol açacağı tehlikeleri dillendirdik. IŞİD veya DAEŞ denilen heyulanın coğrafyamızı yeniden tanzim eden küresel hegemon güçlerin kullanışlı bir aleti olduğunu, Suriye PKK’sını meşrulaştırmak ve onun önünü açmak için kullanıldığını gösterdik. Ne yazık ki devletimizi, etnik bölücülerin ve onların sözde liberal ve solcu destekçilerinin propagandasıyla Kobani’ye yardımların geçişine izin verdi ve selam gönderdi. Süleyman Şah türbesini korumak için o bölgeyi kontrol etmek yerine türbe kaçırdık.


“Çözüm süreci”ni bölge şehirlerini cephaneliğe çevirmek ve Suriye’nin kuzeyindeki yapılanmayı tahkim etmek için kullandığını anladıktan sonra PKK’ya karşı 2015 yazından beri kararlı bir mücadele sürdürüyoruz. Yani sözde çözüm denilen çözülme sürecinden ders aldık. Suriye’nin kuzeyindeki kantonların birleştirilmesine karşı da, ordumuzun uğradığı büyük 15 Temmuz ihanetine rağmen Fırat Kalkanını gerçekleştirmiştik. Bugün de İdlib harekatını icra ediyoruz. Mehmetçiğin orada düzeni sağlaması ve ihanet ve terör koridorunu inşa heveslilerinin heveslerini kursaklarında bırakması için dua ediyoruz. Bu süreç çok hassas ve bir takım tehlikeleri barındırıyor. Devletimizin yöneticilerinin sonuna kadar kararlı ve bir o kadar da dikkatli olması ve denge siyasetini iyi uygulamaları gerekir. Sözde müttefiklerin düşmanlıkları bugün bizimle birlikte görünenlerin gerçek niyetleri konusunda gözlerimizi kapatmamalıdır. Milli çıkarlarımızı korumak için azami özeni göstermeliyiz. Hiçbir gücün, velev ki büyük küresel güç olsun, her şeyi yapacak gücünün olmadığı bilelim. Türkiye’yi iç siyaset çekişmelerini kullanarak zaafa düşürme oyunlarına gelmeyelim.

Bugün iç siyasetteki farklılıkları köpürtme zamanı değil. Milli beka meselesi etrafında birleşmeliyiz. Biz, 15 Temmuz FETÖ darbe girişimi sonrasında ve bilhassa anayasa değişikliği gündeme getirilirken de ikaz ettik. 28 Eylül 2016 tarihli yazımızın başlığı “Türkiye’nin Tek Gündemi Beka Meselesidir” idi ama maalesef anayasa referandumu dolayısıyla ikiye ayrıldık. Türk ordusuna yönelik saldırıların arkasında Türkiye’yi etkisizleştirmek olduğunu defalarca dile getirdik. O zaman da dediğimiz gibi , “Vakit, Türkiye’yi zayıflatmak, bölgede etkisizleştirmek ve gerekirse bunun için bölmek için elinden geleni ardına koymayan sözde müttefik ve dostlara karşı uyanık olmak, birlik olmak vaktidir.”

Kuzey Irak Yönetiminin referandum kararına karşı alınan tedbirleri geliştirmeli ve başta Kerkük olmak üzere IŞİD eliyle boşaltılan Telafer gibi Türkmen şehirlerinde Türkmenlerin kimliklerini koruyarak yaşayacağı bir geleceği temin etmek için çalışmalıyız. Gerek Suriye’de gerekse Irak’ta Türkmen varlığının korunması beka meselesi açısından hayatidir. Türk devleti, Irak ve Suriye’nin toprak bütünlüğü temelinde bir çözümü destekliyor, bu politikada ısrarcı olunmalıdır. Bu devletlerin parçalanması söz konusu olacaksa Misak-ı Milli’den ve antlaşmalardan kaynaklanan haklarımız mutlaka gündeme gelecektir. Türk ocakları olarak devletimizin, güneyimizde oluşturulacak ve bölgede etnik ve mezhebi çatışmaların on yıllarca daha sürmesine yol açacak girişimler karşısında tavizsiz bir siyaset yürütmesini destekliyoruz.


15 Temmuza rağmen hâlâ cemaat, tarikat veya benzeri vakıf, dernek, sendika gibi kuruluşlardan şuna veya buna mensup olmanın devlet kadrolarına atanma veya devletten destek almada avantaj teşkil etmesi kabul edilemez. Kanunlara uymaları ve devlete sadakat göstermeleri kaydıyla bunlara mensubiyet ne avantaj ne de dezavantaj olmalıdır. Devlet yönetimi akılcı ve liyakat esasına dayalı olmalıdır. Ne yazık ki 15 Temmuz musibetinden bu manada gerekli dersi çıkarmadığımızı gösteren örnekler çoktur. Başta FETÖ ile mücadele olmak üzere ülkemizin başındaki pek çok sorunların çözümünde devlet anlayışımızın kadim ilkelerinin dikkate alınmasına bütün kamuoyu gibi bizler de yıllardır işaret ediyoruz. Adalet, liyakat, emanetlerin ehline verilmesi ve istişare ilkeleri hayati önem taşımaktadır. Hukuk devletinin gereklerine uymak, milli birliği ve dayanışmayı pekiştirmek ve Mecliste geniş bir mutabakatla içinde bulunduğumuz zorlu süreçten salimen çıkmak durumundayız.

Çok önemli meselelerimizden biri de Ortaöğretime ve Yükseköğretime geçiş sınav sistemlerinde, bu konularda uzman kişi ve kurumlarla gerekli istişareler yapılmadan kısa sürede gerçekleştirilmekte olan değişikliklerdir. Eğitim ve insan yetiştirme düzenimiz hayati önemdedir. Maalesef bu alanda sürekli patinaj yapıyor, sistem değiştiriyor ve bir türlü istikrarı yakalayamıyoruz. Türkiye’nin fikri hür, irfanı hür ve vicdanı hür nesiller yetiştirmesinin yolu, geleneği geleceğe bağlayan, bir yanıyla Türk tarihine ve kültürüne yaslanan öbür yanıyla dünyaya açık, sorgulayıcı, araştırıcı ve yenilikçi bir anlayışı eğitimde hakim kılmasıdır. Geçiş sınavları araçtır, bunları amaçlaştırmak ve bütün eğitim süreçlerini bu sınavlara mahkum etmek yaşadığımız sıkıntıların temel sebeplerinden biridir. Bu konunun acilen ama derinliğine tahlil edilmesi ve çözüme kavuşturulması elzemdir.

Hayati öneme sahip bir meselemiz de ordunun yeniden yapılanmasıdır. Ergenekon, Balyoz ve 15 Temmuz hain darbesi ile zayıflatılmak istenen Türk ordusunun caydırıcılığını arttırmak, savunma sanayimizi ve bilgi teknolojileri açısından kendi bağımsız sistemlerimizi geliştirip güçlendirmek zorundayız. Ordumuzun komuta süreçlerindeki değişiklikler ve askeri eğitim kurumlarının durumu aklıselimle, geleneklerimize ve çağın icaplarına göre yeniden ele alınmalıdır. Unutmayalım ki neticede bu coğrafyada bin yıl süren Türk siyasi hâkimiyetinin en önemli dayanaklarından biri, köklü askerî geleneğimiz ve askerî gücümüzdür.


Bu kritik süreçte, ülkemizi yönetenleri, aydınları ve bütün siyasileri bu millî beka meselesinin gerektirdiği birlik ve dayanışma ruhuna uygun davranmaya davet ettik ve etmeye devam edeceğiz. Hepimiz şunu iyi anlamak durumundayız. Beka meselesini siyasi çekişmelere kurban etmek vebaldir. Söz konusu vatandır, devletin bekasıdır ve milletin birliğidir. Herkes buna uygun davranmalıdır.

Hepinize saygılar sunarım. Allah Türk milletinin ve şanlı Türk ordusunun yâr ve yardımcısı olsun.



Gönderen: eskisehirgundem

YORUM YAZ
Bu habere yorumlar
eskişehir güvenlik kamerası
Eskişehir Kültür-Sanat Haberleri

Eskişehir Kültür-Sanat Haberleri